Ne güzel anlatmış Türkmen Beyi rahmetli Dündar Taşer ‘’Ülkücü ipeğe sarılı çeliktir’’ derken bu davanın yorulmaz yiğitlerini.
Dünya Türklüğünün lideri merhum Başbuğ ‘’ Ben sizleri sokaklarda ıspanak fiyatına satılan demokrasiye değil, Allah yoluna çağırıyorum’’ derken, çileli, uzun ve fedakarlık isteyen bir davaya davet ediyordu bizleri.
Fatih Kaya Kuzucu’nun telinden ‘’ On iki yaşında ettim yemini’’ nağmeleri dökülürken, canımızı bu vatana adamak için düştük yollara.
Hep dik durduk ülkemizi bölmek, parçalamak, milletimizi köleleştirmek isteyen emperyalist güçlere karşı.
Bugün ülkemizin üstüne karabulut gibi çöken zihniyet sokaklarda erketelik bile yapamazken can verdik kızıl kurşunlarda, ihtilalın darağaçlarında.
Her gün üç posta işkenceler gördük Mamak zindanlarında.Sürgün gezdik yaban ellerde.
‘’Bütün Türkler bir ordu’’ diye haykırırken bizler; AB kapısında üyelik sadakası isteyenlerden olmadık asla.
Irkçı, kafatasçı dediler biz; ‘’insanı Allah’ın kutsal bir emaneti’’ olarak görürken.
Sağcılıkla suçladılar;biz Türk milliyetçisiyiz dedikçe.
Mehmet Emin Yurdakul’un, Ziya Gökalp’in, Mustafa Kemal’in izinde yürüdük hep, Damat Ferit, Prens Sabahattin bakiyeleri sefa sürerken. Kızıl orduya siper olunca göğüslerimiz, Faşist yaftasını yapıştırdı, beyinden dışarı bağımlılar.
Bitmedi üzerimize oynanan oyunlar ve asla bitmeyecek de. Yine Önkuzular, Özmenler, İmamoğlular vereceğiz kara toprağa. Yılmadık, yılmayacağız.
Her doğan güne, her gelen yeni yıla daha güçlü ve inançlı olarak başlayacağız tüm oyunları bozarak.