Takvim yapraklarında bazı tarihler vardır ki; onlar sadece geçen zamanı imlemez. Bir duruşu, bir hüviyeti ve kökleri mazinin derinliklerine inen muazzam bir mirası hatırlatır bizlere. Bugün idrak ettiğimiz 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü, işte böyle müstesna bir gündür.
Haritayı önünüze seriniz. Parmağınızı Adriyatik kıyılarına koyup, oradan şarkın en ucuna, Çin Seddi’ne kadar bir hat çiziniz. Arada geçen binlerce kilometreyi, aşılması güç dağları, hudut kapılarını ve farklı devletleri tahayyül ediniz. Zahirde bu kadar geniş bir coğrafyada kaybolmak, garip kalmak icap eder, değil mi?
Lakin biz kaybolmuyoruz. Gariplik çekmiyoruz.
Zira elimizde cihanın en geçerli, en sıcak pasaportu mevcuttur: Türkçemiz.
Bugün yeryüzünde 350 milyonu aşkın insan, lehçesi ve şivesi farklı olsa da aynı kökten beslenen kelimelerle hüzünlenmekte, aynı kelimelerle tebessüm etmektedir. Bakü’de işitilen bir ninninin sizi alıp Anadolu’nun bir köyüne götürmesi tesadüf değildir.
Taşkent’te bir sofrada söylenen "Aş olsun" sözünün, Erzurum’daki bir sofrada mukabele görmesi rastlantı değildir.
Büyük mütefekkir İsmail Gaspıralı’nın, bir asır evvelinden bugüne ışık tutan o muazzam şiarı; "Dilde, fikirde, işte birlik", bugün her zamankinden daha fazla ehemmiyet arz etmektedir.
Siyasi hudutlar haritalarda çizili kalabilir; lakin lisanın hududunu ancak gönüller tayin eder. Ve bizim gönül coğrafyamızda hudutlar kalkalı çok olmuştur.
Türkçe, sadece insanlar arasında bir anlaşma vasıtası değildir. Türkçe, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın o eşsiz teşbihiyle; "Ses Bayrağımızdır."
Bu bayrak, Orhun Abideleri’nin taşa kazınmış vakarından, Yunus Emre’nin duru Türkçesine; Kaşgarlı Mahmud’un o büyük gayretinden, bugünün dünyasında var olma mücadelesine kadar uzanan bir istikbal davasıdır.
İçinde bulunduğumuz asırda, lisanların yozlaşma tehlikesiyle yüz yüze geldiği bir devri yaşıyoruz. "Dünya Türk Dili Ailesi Günü"nü sadece bir yâd etme günü olarak göremeyiz. Bu gün, aynı zamanda büyük bir mesuliyet günüdür. Lisanımızı bozulmaktan muhafaza etmek, onu ilim ve sanat dili olarak daha yükseğe taşımak boynumuzun borcudur.
Bugün sokakta yürürken, işinizle meşgulken yahut dost meclisindeyken sarf ettiğiniz o kelimelerin kudretini hissediniz.
Bir "Selam" verdiğinizde, o selamın yankısının Hazar’ı aşıp Altaylar’ın eteklerinde bir kardeşinizin yüreğine değdiğini biliniz.
Köklerimiz bir, sözlerimiz bir, istikbalimiz birdir.
Ses bayrağımız semalarda dalgalandığı müddetçe, biz bu dünyada hep var olacağız.
Gününüz kutlu, lisanımız daim olsun.
Bu vesileyle; Türkçemizin mana iklimine ömrünü adayan, kalemiyle ve kelamıyla lisanımıza müstesna hizmetlerde bulunan kıymetli büyüğümüz, yazarımız M. Halistin Kukul Hocamızın; meselenin ruhuna nüfuz eden o derinlikli satırlarını da nazarlarınıza sunmak isterim. Lisanımızın cihanşümul kudretini ve ihtişamını, kendisinin o eşsiz üslubuyla idrak etmek için; 'DÜNYÂ DİLİ OLARAK MUHTEŞEM TÜRKÇE' başlıklı makalesini muhakkak tetkik etmelisiniz.
Yorumlar
Kalan Karakter: