Bu soru basit gibi görünür. Ama insan hayatının tam ortasına dokunur. Çünkü sevmekle sevilmek çoğu zaman birbirine karışır. Özellikle de insan kendini güçlü hissetmek istediğinde… Kırılmamak, yalnız kalmamak, hayatta tutunacak bir dal bulmak istediğinde.
Sevmek, bir irade meselesidir. Bilerek ve isteyerek yük almaktır. Karşılığını bilmeden yürümektir. Sevilmek ise bir güven duygusu yaratır; insanın kendini değerli hissetmesini sağlar. Biri kalpten gelir, diğeri kalbi besler. Hangisi daha güzel, hangisi daha gerekli; bu sorunun cevabı kişiye ve zamana göre değişir.
Yuvalar da böyle kurulur. İki insan bir araya gelir, bazen eşit severler, bazen biri daha çok verir. Başlangıçta her şey güçlüdür; sözler net, umutlar büyüktür. Bir ömür sürer mi? Sürer. Ama bazen de yollar ayrılır. Çünkü sevgi, tek başına bir yuvayı ayakta tutmaya yetmez. Sevgi; emekle, anlayışla ve en önemlisi sorumlulukla desteklenmezse yavaş yavaş yorulur.
İnsan çoğu zaman sevgiyle fedakârlığı karıştırır. Fedakârlık, değer verdiğin şey için vazgeçmeyi bilmektir. Ama kendinden tamamen vazgeçmek fedakârlık değildir; bu, zamanla tükeniştir. İşte şahsiyet tam da burada devreye girer. İnsan neyi severken, neyden vazgeçtiğini bilmek zorundadır.
Dostluklar da bu sınavdan geçer. Gerçek dostluk, sadece birlikte gülmek değildir. Gerektiğinde susabilmek, gerektiğinde itiraz edebilmektir. Ama hayatın içinde çıkarlar, beklentiler, hesaplar devreye girer. Bazen menfaatler sevgileri pekiştiriyor gibi görünür. Bağlar sıkılaşır, ilişkiler güçlenir sanılır. Oysa bu tür bağlar sağlam değildir; sadece çıkar sürdüğü sürece ayakta kalır. Çıkar bittiğinde, dostluk da sessizce çekilir.
İnsan hayatı boyunca doğru sandığı pek çok şeyle yürür. Ama zaman geçtikçe anlar ki, her doğru sandığımız şey gerçekten doğru değildir. Bazı doğrular alışkanlıktan, bazıları korkudan, bazıları da yalnız kalmamak için kabul edilmiştir. İşte bu noktada insan, idealleriyle yaşadıkları arasında bir muhasebe yapmak zorunda kalır.
İdealler insanı ayakta tutar. Ama hayat, her zaman ideallere uygun ilerlemez. Hayat bazen insanı sınar, bazen zorlar, bazen de istemediği yönlere sürükler. Mesele, bu sürüklenişte ne kadar kendimiz kalabildiğimizdir. İlkesinden vazgeçmeden yol almak kolay değildir ama insanı güçlü yapan da budur.
Sevmek mi güzel, sevilmek mi?
Belki de asıl soru şu olmalı: Sevgide kendin olarak kalabiliyor musun?
Çünkü sevilmek insanı rahatlatır, sevmek ise insanı büyütür.
İkisi dengedeyse, hayat daha anlamlı olur.
Denge bozulduğunda ise insan, kalabalıklar içinde bile yalnız kalır.
Ve insan en çok, bunu fark ettiğinde olgunlaşır.
Yorumlar
Kalan Karakter: