Bir ilişkinin temeli, sevgi kadar güvene dayanır. Güven sarsıldığında, sevgi tutunacak bir dal bulamaz. Kişi, kendini emniyette hissetmediği bir bağda uzun süre var olamaz, çünkü güven, sevginin köküdür. Eğer sizi seven insana güveniniz yoksa, yol ayrımı vakti gelmiştir.
Güvensizlik, bir ağacın özünü içten içe kemiren kurt gibidir , başlangıçta fark edilmez, hatta masum bir ihtiyat gibi görünür. Fakat zamanla kökleri çürütür, gövdeyi kurutur. Güvenin eksildiği bir ilişkide duygusal canlılık da yok olur.
Değer, başa kakılarak değil , hissettirilerek yaşatılır. Başa kakılan değer, zamanla alışkanlığa dönüşür, alışkanlık ise duygunun kıymetini yitirir. Oysa sevgi, her gün yeniden fark edilmek ister. Çünkü sevgi, fark edildikçe büyür , ihmal edildikçe solar.
Nefret alçak sözle , sevgi yüksek sesle duyulur...
Kıskanmanın Dozu Var mıdır?
Kıskanmak, insana özgü en doğal duygulardan biridir. Sevginin içinde gizlenir, koruma arzusundan beslenir. Sevdiğini hiç kıskanmayan yoktur, çünkü sevgi, aynı zamanda sahiplenme arzusudur. Ancak bu duygu, ölçüsüzleştiğinde baskıya dönüşür , sevgi özgürlüğün değil, kısıtlamanın adı olur.
Bazı ilişkilerde ilgisizliğin yerini kıskançlık alır. Birey, sevilmediğini hissettiğinde, ilgiyi kıskanarak telafi etmeye çalışır. Oysa bu noktada kıskançlık, sevginin değil güvensizliğin sesidir. Doz aşıldığında sevgi değil, nefret yeşerir.
Masum kıskançlık, sevginin zarif bir belirtisidir. “Ben buradayım.” demenin bir başka hâlidir. Fakat günümüzde çoğu insan, sevdiğinin gözündeki hüznü, yüzündeki tebessümü fark etmez oldu. “Bugün çok güzelsin.” sözünü unutan kadınlar, “İyi ki varsın.” demeyi unutan erkekler çoğaldı.
Sevgi fark edilmediğinde, kıskançlık değil, boşluk büyür.
Zamanla şikayet yerini alan kıskançlık külfet olmaya başlar, oysa bir insana varlığını hissettirmek paha biçilemez bir değerdir.
Sadece ilişkilerde değil dostluk ve arkadaşlıklar varlığı hissettiren duygu ve sözlere yer verdikçe anlamlaşır.
Yorgunlukların, kırgınlıkların molası güzel insanlar ve güzel insanlara karşılık veren güzel ve özel sözler.
Sevgi Mübalâğa İster
“Seni seviyorum.”
Bu iki kelime, insan kalbinin en derin yerinden süzülür. Söylendiğinde bir tebessüm doğurur, güven verir, huzur taşır. Çünkü bu söz, yalnızca bir ifade değil, bir kabul beyanıdır: “Sen benim için kıymetlisin.” demektir.
Ne var ki sevgi, tıpkı bir mücevher gibi ölçüsüz kullanılmamalıdır. Çok sık yinelendiğinde, tılsımını kaybeder. “Seni seviyorum”un değeri, sıklığında değil, içtenliğindedir. Gerçek sevgi, söze değil hâle siner; dile değil, gönüle yerleşir.
Ve yine de sevgi, biraz mübalâğa ister. Çünkü hakikî sevgi, abartının içinde bile samimiyet taşır. Bazen bir sessizlik, bir bakış ya da bir dokunuş, yüzlerce kelimeden daha çok şey söyler.
Belki de en derin seni seviyorum , hiç söylenmeden anlaşılandır lakin duyulmalı, söylenmeli, iyi misin, üşütme, karnın aç mı? Bugün nasılsın bunlar bazen öyle yerinde söylenir ki ölüyü diriltir, şifa niyetine hissedilir.
Duygusal Dengenin Hikmeti
İlişkilerde denge, sevginin gücüyle, güvenin sağlamlığıyla, kıskanmanın ölçüsüyle korunur. Biri eksildiğinde, diğeri de anlamını yitirir. Güvensizlik sevgiyi kurutur; aşırı kıskançlık nefesi daraltır; sevgisiz tekrar ise sözü boşaltır.
Tasavvuf ehli şöyle der: "Kalp, aşırılıkla değil, ölçüyle olgunlaşır."
Belki de ilişkilerdeki en büyük hikmet, bu ölçüyü koruyabilmektir.
Ne fazla sahiplenmek, ne ilgisiz kalmak; ne susmak, ne de sözü sıradanlaştırmak.
Zira hakikî sevgi, kalbin sessizliğinde olgunlaşır, ölçüde kemâle erer...
Sevgisizlik Öldürür
Sevgisizlik, insan ruhunu sessiz bir cellât gibi yavaşça tüketir. Ruhun katline sebep olur, fark edilmeden içten içe can alır. Oysa, beklenen şey çoğu zaman küçücük bir zaman dilimidir, bir tebessüm, bir ilgi, bir “varım” deyişidir. İnsan, hayatı boyunca pek çok şeye sahip olabilir; ancak gerçekten güvenebileceği bir dosta sahip olmak, en zor kazanılan nimetlerden biridir.
Asıl acı verici olan, faniliğin gölgesinde bu kadar öfkeyi, kırgınlığı ve hırsı biriktirmektir. Oysa biri size zaman ayırıyorsa, bilin ki değerlisiniz. Çünkü zaman, en kıymetli paylaşımdır ve onu veren insan, size güvenini de emanet eder. Paylaşmak, paylaşabilmek sadece dünyevî bir eylem değildir , insanı ölümsüz dostlukların kapısına götürür.
Bir saniye sonrasına dair garantimiz yokken, bizi biz yapan şey sevgidir. Kıymet bilmek, gönülden zaman ayırmak, insana dair bütün güzelliklerin temelidir.
Çiçekler gibi solmadan, kuruyup atılmadan, Yaradan hatrına dokunun birbirinize. İster dost, ister arkadaş, ister hayat arkadaşı olun, sevgiyi dile getirmekten çekinmeyin. Çünkü ömür, üç günlük , ama duyguların manevi lezzeti sonsuz ve ilgi gösterilmedikçe azar azar yok olur.
Bugünün dünyasında anlık mutluluklar yaz yağmuru gibi, gelir kısa süreli bir ferahlık verir, ardından kuraklık başlar. Kırılan kalpler, tükenen sabırlar, yok olan güvenler ve sevgiler… Hepsi birer göstergedir İnsan sevgisiz yaşayamıyor.
Sevgi, varoluşun özüdür. Onu kaybeden, insanlığını da yitirir.
Yolunuz gül renginde, gül kokusunda olsun her daim...
Yorumlar
Kalan Karakter: