Tarih: 15 Temmuz 2016, Saat 22.00…
Tarih: 15 Temmuz 2025…
Saat mi? Hesap mı? Yoksa vicdan mı?
Tarih, kimi zaman kâğıda dökülür mürekkeple, kimi zaman da milletlerin alın yazısına kanla…
15 Temmuz, bu milletin yazgı defterine kan ile nakşolunan gecelerin adıdır artık.
Üzerinden nice yıl geçti, zaman akar, hayat sürer gider… Fakat zaman, her yaranın merhemi midir?
Ya da acının, hasretin üzerinden geçen sene, yüreklerdeki koru söndürebilir mi?
Hayır…
O geceyi yaşayan, o ateşi göğsünde hisseden, evladını, eşini, kardeşini toprağa veren bilir.
Yaraya tuz basılır belki; fakat anaların, babaların, eşlerin, yetim evlatların yüreğindeki sızı, hiç dinmez.
Şehitlik…
Bir ulusun en yüce, en kutlu makamıdır.
Vatan, şehitlerin omuzunda yükselir.
Bayrak, onların canı ile dalgalanır.
O gece, kimisi evini değil, vatanı gözetti.
Kimi evladını ardında bırakıp sokağa döküldü; kimisi bedenini siper etti, canından geçti.
Bugün güneş bu yurda, onların duası, onların kanı ile doğuyorsa, bu en çok da o adsız kahramanlar sayesindedir.
15 Temmuz gecesi ne oldu? Nasıl oldu?
O geceyi anlatmaya kalem yetmez, sözcük yetmez.
Fakat hakikati bilen bilir;
O gece tarih bir utanç yazdıysa, bir millet de şerefiyle yeniden ayağa kalktı.
Şimdi dokuz yıl geçti aradan…
Bugün milletçe bir kez daha durup düşünme, vicdan muhasebesi yapma vaktidir.
Her yıl yapılan anmalar, sahi yaraya tuz mu basmak, yoksa o hatırayı yaşatmak için mi?
Bunu en iyi, o gece evladını yitiren anneler, babalar, o gece yaralı düşen yiğitler bilir.
Eli, yüzü hâlâ süt kokan evladını toprağa veren analar,
“Evlat candır” diye ciğerini parçalayan babalar…
Hangimizin dili, hangimizin yüreği onların vebalini ödemeye yeter ki?
Bu millet, bin yıldır gözyaşıyla, kanıyla destan yazar.
İnkâr etmek, unutturmak, yahut şehitliğin kıymetini küçümsemek, en büyük kötülük olur.
Bugün birileri vatan, millet sözleriyle gür ses çıkarıyorsa, o sözün arkasında duracak cesaret de ister.
O taşın altına elini değil, yüreğini koymayan; “vatan” benim diyemez.
Kaosla yol alan, yolunu kaybeder; yolunu kaybeden her nesil, kendi geleceğine gölge düşürür.
Bu milletin değişmeyen özü, değişmeyen hakikati vardır:
Birliktir, beraberliktir.
Bu topraklar nice şehit kanı ile sulandı.
Ve bu vatan, sonsuza dek saygıya, vefaya, minnet duymaya layık kalacaktır.
Çünkü bu toprak bir sevdadır; bu bayrak bir aşktır.
Tüm şehitlerimizin ruhu şad, mekânları aydınlık olsun.
Gazilerimiz, haklarını helal etsinler; bilsinler ki, bu millet onlara daima borçludur.
Ve bilsinler ki, zaman geçse de, yıllar dönse de, o kor ateş anaların yüreğinde yanmaya devam edecek.
15 Temmuz, bir gecelik bir zafer değil; nesillere bırakılan ağır bir emanet, büyük bir sorumluluktur.
Ruhları şad, milletimiz var olsun.
Milli Birlik ve Beraberlik Günümüz kutlu olsun.
Can verdik o gece aşk ile yâre,
Ser verdik, dönmedik bir an geriye.
Döndü kurşun, şimşek gibi sineme,
Sustum, baktım yazgının kaderine.
Bayrak yerde kalmasın dedik hâlâ,
Secde kıldı başımız her bir şehre.
Toprağında şehit kanı var ey yâr,
Düşmesin bu yurda kara bela.
Yandık, yandık aşk ile vatan için,
Şehâdeti sardık kefen niyazına.
Hakk’a emânettir can ve dünya…
Yorumlar
Kalan Karakter: