Sapla samanın birbirine karıştığı bir çağın tam ortasındayız.
Ne doğru net, ne yanlış apaçık.
Her şey bulanık, her şey karışık…
İyiyi kötüden, haklıyı haksızdan, mazlumu zalimden ayırmak öyle zorlaştı ki artık bazen susmak bile bir tercih değil, zorunluluk hâline geliyor.
Kozmolojik deliller dediğimiz kâinatın varlığı, düzeni, işleyişi insana hep aynı hakikati fısıldar "Her şey bir ölçüyle yaratılmıştır"
Bu düzen, sadece yıldızların, galaksilerin değil, insan hayatının, toplumun, ailelerin de ölçüyle olması gerektiğini öğretir.
Bir şeyi yerli yerinde tutmazsan sapla samanı karıştırırsan, elbette netice karmaşa olur. Bugün yaşadığımız da tam olarak budur.
Zıt fikirler, düşmanlıklar, savaşlar… Evet, bunlar insanlık tarihi kadar eskidir. Ancak bugün geldiğimiz noktada mesele artık bir fikir ayrılığı değil. İnsanlar neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilse de, bile bile yanlışta ısrar ediyor. İyi ile kötüyü ayırt eden teraziler bozuldu.
"At izi, it izine karıştı." der Atalarımız , bugün tam da o hâli yaşıyoruz.
Kimi özgürlük adına bağırır, kimi adalet der. Lakin her biri kendi sesini ötekine bastırmak adına, hakikatin üstüne örtüler çekiyor. Farklı renkleri, farklı düşünceleri aynı görmeye, aynı renge boyamaya çalışıyor. Hâlbuki yaratılış fıtratında bile zıtlıklar vardır. Gece gündüzü tamamlar. Sap ayrıdır, saman ayrıdır. Bunları birbirine karıştırmak, bir cehalet göstergesidir.
Bu örnek sadece tarım mahsulü için değildir elbette. Aile yapımızda, eğitim sistemimizde, sosyal ilişkilerimizde de aynı hassasiyet lazımdır. Sap ile samanı karıştırırsan, bir gün sofranda ekmek bulamazsın. Değer ile değersizi ayırt etmezsen, huzuru da, güveni de kaybedersin.
Aile, bir toplumun en kıymetli hazinesidir. Özenle saklanması, korunması gereken kutsal bir emanettir , mahremiyet'tir.
İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, helal ile haramı ayırmayı ilk öğreten yer aile ocağı olmalıdır.
Ailede şekillenen karakter, toplumda vicdan olur, adalet olur. Bugün toplumdaki kargaşanın temelinde ailedeki çözülmeler vardır.
Eğitim, ahlâk, sevgi ve saygı…
Bunlar sap ile saman gibi birbirine karıştırılmamalı. Her şey yerli yerinde olmalı. Bir çocuğun eline diploma vermekle eğitim bitmez. İyiyi kötüden ayıracak süzgeç, ailede ve sağlam bir eğitimde yerleştirilmelidir.
Unutmayalım ki..!
Sap, samanla karışırsa çürür. İyi, kötüyle karışırsa bozulur. Toplum, hak ile batılı karıştırırsa felakete sürüklenir.
Doğruyu arayan, yanlışı da bilmek zorundadır.
Yanlışı bilmeyen, doğruda sebat edemez.
O yüzden bugün yapılması gereken ilk şey sapla samanı yeniden ayırmak, hak ile batılı birbirinden net çizgilerle ayırmaktır.
Yangına körükle gitmek sizinde yanmanıza sebepdir.
Acaba bizler Ailemizde, çevremizde doğruyu ayakta tutacak bir tavır sergiliyor muyuz?
Yoksa sapla , samanı karışıyor muyuz?
Manzara Gördüğün Kadardır
Bir manzaraya bakmakla onu gerçekten görmek arasında derin bir fark vardır. İnsan, bakış açısına göre görür. Ne kadar güzel bakarsanız, o kadar güzellik görürsünüz. Fakat bakarken önce kalbiniz devrede olmalı. Ahlâk, duygu ve düşünceler bu bakışın temelidir. Hoşgörü, saygı, sadâkat ve en nihayetinde Yaratan’ın rızasını gözetmek… Bunlar bir manzarayı sadece gözle değil, kalple de seyretmenin temel taşlarıdır.
İlim ve irfan sahibi olmak insana elbette nice kapılar açar. Ancak yalnızca bilgi biriktirmek, insanı hakikate ulaştırmaz. O bilgiyi gönül toprağına ekmek gerekir. Tohum ekmek, çiçek yetiştirmek gibi bir emek ister insanın ruhu da…
Zor, meşakkatli bir iştir belki , lakin bu çaba, insanı yaşadığı her günün, gördüğü her manzaranın şükrüne eriştirir. Doğayı sadece bir seyirlik değil, bir tefekkür vesilesi görmeye başlarsınız.
Her sabah uyanıp gökyüzüne bakmak, bir çiçeğin kokusunu duymak, bir çocuğun tebessümüne rastlamak…
Bunlar basit ayrıntılar gibi gelir çoğu insana. Fakat kalbiyle bakan için hepsi ayrı bir manzara, ayrı bir şükür sebebidir. İşte o zaman insan, huzurlu bir kalbe, tebessüm eden bir yüze sahip olur.
Günlerinin kıymetini bilir, aldığı her nefeste hamd eder.
Ve bir toplumun en çok ihtiyacı olan şey şükür edebilmektir.
Unutmayın , manzara gördüğün kadardır. Nice güzellikler, kalbi gözü açılmamış olanlara kapalıdır.
Görmek, bakmaktan ibaret değildir, görmek, idrak etmektir , idrak ise kalple başlar.
Kalbinizi temiz tutun, bakışınızı güzelleştirin. Gördüğünüz her şey size şükürle dönecektir.
Doğrudan vazgeçmeyin gönlünüz huzurlu olmadığı sürece dünya sadece nefes alanı olarak kalacaktır...
Yolunuz gül renginde, gül kokusunda olsun her daim...
Yorumlar
Kalan Karakter: