27.05.2020, 14:22 108

MİLLET VE DİL

Mukaddes kitâbımız Kur'ân-ı Kerîm'de, Rûm Sûresi'nin 22. âyetinde Allahü teâlâ meâlen şöyle buyurur: "Gökleri/semâları ve yeri/arzı/yeryüzünü yaratması ve dillerinizin/lisânlarınızın ve renklerinizin/benizlerinizin türlü türlü/çeşit çeşit/farklı farklı/değişik/muhtelif oluşu da yine o deliller/âyetlerindendir."

İnsanoğlu; âileyle başlayan sosyal hayatının idâmesi için, ilkin, hareketlerin ötesinde 'bir anlaşma vasıtasına' ihtiyaç duyar. Allahü teâlâ, başka varlıklara vermediği bu nimeti, insanoğluna "lisân" olarak vermiş, lisânı da, sâdece basit ihtiyaçlarımızı temîn için değil, ilmî faaliyetlerde de kullanabilmek için 'akıl yoldaşı' etmiştir.

Peygamber Efendimiz: "Aklı olmayanın dîni de yoktur" buyurmaktadır. Yani, aklı olmayan, dînen mesûl ve mükellef değildir.

Peki; lisânsız, dîn olabilir mi?

"Dillerimiz/lisânlarımız ve renklerimiz/benizlerimiz farklı" olduğuna göre, dînimizi öğrenmede, en mühim vasıtanın lisân olması, dînin, onsuz olamayacağı demek değil midir? Çünkü dîn; lisân ile öğrenilir, anlaşılır, icrâ edilir ve dîğer insanlara anlatılır.

Hucurat Sûresi'nin 13. âyetinde, insanların "şube şube ve kabileler" hâlinde yaratılmış olması, yine "Soylarınızı biliniz. Kişi kavmini sevmekle suçlandırılamaz. Kavminin efendisi kavmine hizmet edendir. " hadîs-i şerîfleri, bize, "kavmimize ve lisânımıza" sâhip çıkmamızı emretmektedir.

Demek ki, mukaddes kitabımız Kur'ân-ı Kerîmin ve Şanlı Peygamberimizin emrettiği husus, herkesin mutlaka bir soyunun/kavminin/milletinin olduğu ve buna bağlı olarak da konuştuğu ve yazdığı bir lisânı bulunması gerektiğidir.

Öyleyse, kimseyi hor görmeden, kendi milletimiz olan Türk Milleti'ni sevmeyi ve onun lisânı olan Türkçe'yi ileri seviyelere taşımayı dînî ve millî bir vazîfe kabûl etmek mecbûriyetimiz vardır.

Bu bakışın ışığında, Türkçe'yi sevmemiz, koruyup kollamamız ve geliştirmeye çalışmamız, kişi olarak bizlere yüklenmiş bir mes'ûliyet ve mükellefiyettir.

Son zamanlarda, "tek millet-tek vatan-tek bayrak-tek devlet" diye bir görüş değil, bir s(ı)logan ortaya atılmıştır.

Millet olabilmek için, birinci şartın, "lisân"ın şartı olması gerekir. Çünkü; emir böyle!.. Meselâ; Azerbaycan Türkleri ile, tek vatana sahip değiliz ammâ tek milletiz. Bütün Türk illeri için durum böyledir. Bugün Araplar’ın yirminin üstünde vatanı, bayrağı, devleti vardır ammâ tek lisânları yâni Arapçaları vardır. Onları millet yapan yegâne unsur Arapça'dır.

Arap devletlerinin bayraklarındaki renklerin aynı olması bir şeyi değiştirmez. Türk Dünyası'nda da, her devletin kendi bayrağı, kendi coğrafyası/vatanı ve kendi devleti vardır.

Hatta, devlet olamamış milletler de vardır. Demek ki, "bu millet, azîz millet, bu azîz millet, milletimiz, benim milletim, milletim nev'i beşer..." gibi, ismi söylenmemiş âfâkî sözlerin bir şey ifade etmediği bilinmelidir.

Şimdi, mevzûmuza "sosyoloji"yi dâvet edelim. Kişi; ana-baba, hattâ zaman zaman dede-nine yâni âileden "ana-dil" mes'elesine girişelim. Çocuk, anne kokusundan diline ulaşan en mübârek bir varlıktır. Cemiyetin temelidir. O, en çok vakit geçirdiği -sâdece doğum sonrasını değil öncesini de düşünelim- annesinin her dudak hareketini tâkîptedir. Bu tâkîp devamlıdır. Ninni, onun, bir şekilde alt şuûrunu işler. Fakat, göz yâni bakış ve dudak yâni söz/kelime, onu şekillendiren, çocuğa istikamet tâyin ettirici yegâne iki unsurdur.

Âile; cemiyetin, ilk ve en alt birimi ve birliğidir. Millî kültürün de en mühim yapıcı temel unsurudur.

Böylece, cemiyet, âile mensuplarıyla önce âileyi teşkil etmeye ve şekillenmeye başlar. Cemiyetin ilk teşkili veya ilk cemiyet teşkili buradadır. Burası yâni âile, birim birim/öbek öbek, sülâlelerden ve bunların kültür müşterekliğinin ana unsurlarından hareket ederek milletleşmenin yolunu açar.

Müşterek dil, işin esâsını üstlenir ve merhale merhale, günlük yaşayış hususiyetleri, millî kültürün ana mihverini meydana getirmeye başlar. Yemekten, giyime, düğünden cenâzeye v.s. kadar devam eder.

Mes'elemiz dil olduğuna göre; dilsiz/lisânsız, bu birliklerin mümkün olamayacağı üzerinde hassasiyet gösterilmesinin ehemmiyetini ifade etmek istiyoruz.

Çünkü dil; hem inşâcı/yapıcı ve hem de idâme ettirici yegâne millî birlik unsurudur. Dinimizi, tarihimizi, kültür değerlerimizi, matematiğimizi onunla öğrenir, şiirimizi, romanımızı, piyesimizi onunla yazar, mûsıkîmizi onunla dillendiririz!..

EDEBİCE DERGİSİ, SAYI: 22, BAHAR/2020

Yorumlar (0)
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 30 63
2. Trabzonspor 30 61
3. Sivasspor 30 54
4. Galatasaray 30 52
5. Beşiktaş 30 50
6. Fenerbahçe 30 49
7. Alanyaspor 30 48
8. Göztepe 30 38
9. Gaziantep FK 30 38
10. Antalyaspor 30 37
11. Kasımpaşa 30 36
12. Gençlerbirliği 30 32
13. Denizlispor 30 32
14. Kayserispor 30 31
15. Konyaspor 30 30
16. Malatyaspor 30 29
17. Çaykur Rizespor 30 29
18. Ankaragücü 30 25
Takımlar O P
1. Hatayspor 32 60
2. Erzurum BB 32 56
3. Adana Demirspor 32 55
4. Bursaspor 32 55
5. Akhisar Bld.Spor 32 54
6. Fatih Karagümrük 32 53
7. Altay 32 51
8. Ümraniye 32 44
9. Keçiörengücü 32 44
10. Giresunspor 32 44
11. Menemen Belediyespor 32 42
12. İstanbulspor 32 37
13. Balıkesirspor 32 35
14. Altınordu 32 33
15. Boluspor 32 30
16. Osmanlıspor 32 27
17. Adanaspor 32 21
18. Eskişehirspor 32 12
Takımlar O P
1. Liverpool 33 89
2. Man City 33 66
3. Leicester City 33 58
4. Chelsea 33 57
5. M. United 33 55
6. Wolverhampton 33 52
7. Arsenal 33 49
8. Sheffield United 33 48
9. Burnley 33 46
10. Tottenham 32 45
11. Everton 32 44
12. Newcastle 33 43
13. Southampton 33 43
14. Crystal Palace 33 42
15. Brighton 33 36
16. West Ham 33 31
17. Watford 33 28
18. Aston Villa 33 27
19. Bournemouth 33 27
20. Norwich City 33 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 34 77
2. Barcelona 34 73
3. Atletico Madrid 34 62
4. Sevilla 33 57
5. Villarreal 34 54
6. Getafe 34 53
7. Real Sociedad 34 51
8. Athletic Bilbao 34 48
9. Valencia 34 47
10. Granada 34 47
11. Osasuna 34 45
12. Levante 34 43
13. Real Valladolid 34 39
14. Real Betis 34 38
15. Deportivo Alaves 34 35
16. Eibar 33 35
17. Celta de Vigo 34 35
18. Mallorca 34 29
19. Leganés 34 28
20. Espanyol 34 24