Alexa
banner322

Hangisi Doğru? Akif Ne Dedi?

Millî Şâirimiz Mehmet Âkif Ersoy'un İstiklâl Marşı'mızı yazışı hakkında, elbette ki, çok sayıda kaynağımız mevcuttur. Buna rağmen, çok kısa bir îzah yapmamız gerekiyor: 1920'de, Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde, bir müsâbaka açılmış ve "Türk Şâirlerinin Nazar-ı dikkatine-Maarif Vekâleti'nden" başlığıyla bir ilân verilmişti.

Gönderilecek eserlerin 23 Kânûnıevvel 1336 (23 Aralık 1920) târihinde, Maârif Vekâleti'nce tâyin edilecek bir edebî heyet tarafından değerlendirileceği ve 500 lira mükâfat verileceği bildirilmişti.

Netîcede; Mehmet Âkif, müsabakayı kazanmış ve bugün büyük gururla , göğsümüz kabararak okuduğumuz İstiklâl Marşı'mız , Mustafa Kemal'in de hazır bulunduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından alkışlar arasında kabûl edilmiş ve okunmuştur.

Mehmet Âkif, ödül olarak konulan 500 lirayı almamış, fakîrlere dağıtmış ve İstiklâl Marşı'mızı da "Kahraman Ordumuza" diyerek, şanlı Türk Ordusu'na armağan etmiştir.

Bu kısa bilgi tâzelesinden sonra, esas mevzûya gelmek istiyorum: Hemen hemen, gittiğim bütün konferanslarda, okullardaki anma günlerinde, televizyon p(u)roğramlarında, yaygınağda /internette veya gazetelerde, Âkif söyledi diye ifade edilen şu "YANLIŞ" cümleyle karşılaşıyorum: "Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın."

Tekrar söylüyor ki, bu ifade yanlıştır ve, belki de, bir kişinin 'dil sürçmesi'nden doğan bir hatayla yayılmıştır.

Önce doğrusunu söyleyelim ve ardından da kaynak belirtelim:

Mehmet Âkif'in doğru cümlesi şöyledir: "ALLAH BU MİLLETE BİR DAHA İSTİKLÂL MARŞI YAZILACAK GÜNLERİ GÖSTERMESİN."

Önce; Âkif'in son dönemi hakkında, "Fevziye Abdullah Tansel'in Mehmed Âkif Ersoy, İrfan Yayınevi, İstanbul 1973"basımlı kitabının 143. ve144. sayfasından bir nakil yapalım:

"1936 yaz mevsimi başlangıcında Mısır'dan İstanbul'a döndü...İstanbul'a döner dönmez, 170 küsur lira emekli maaşı da tahsis edilmişti...

Şâirimizin hastalığı teşhis edildi: Siroz, başka deyimiyle teşemmu'-ı kebed olduğu anlaşıldı. Mısır'da, uzun zaman kalan yabancılarda çok görülen bu hastalıktan, belirtileri hissedilir edilmez oradan uzaklaşmakla kurtulmak mümkün ise de, bu işi vaktiyle yapamadığından, artık, kurtulma ümidi de kalmamıştı.

ÂKif, Nişantaşı Sihhat Yurdu'nda bir ay kadar kaldı. İyileşmesi mümkün olmadığından, burada esaslı bir tedâvi de yapılamıyordu; bu hâl sürüp giderse, ölüme bırakılmış olduğu sezilebilirdi. Bu endişeyle, Dr. Fuad Şemsî'nin tavsiyesi üzerine, buradan çıkarılarak Mısır Apartımanı'na yerleştirildi;

tedâvisi, Profesör Burhâneddin Tugan'a verildi. Ondan istenilen şey, ancak, son günlerini yaşamakta olan şâirin, tesellî ve umit vererek, iztiraplarını dindirmek idi.

(...) İşte bu iztiraplar neticesinde, Mehmed Âkif, Mısır'dan memleketimize döndükten sonra, ancak altı ay yaşayabildi."

Eşref Edib'den nakledildiğine göre, hastalığının bu sıkıntılı zamanlarında, Âkif, kendisini ziyârete gelen arkadaşlarına şöyle demiştir:

" İstiklâl Marşı...O günler ne samimî, ne heyecanlı günlerdi. O şiir, milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Binbir fecayi karşısında bunalan ruhların ıstıraplar içinde halas dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli hâtırasıdır. O şiir bir daha yazılamaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam..Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lâzım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur."

Âkif'in bu durumunu hulâsa edip ortaya koyduktan sonra, bahsi geçen sözün aslına/doğrusuna geçebiliriz.

Bu doğru beyan ise; "Safahat, Mehmed Âkif Ersoy, Eseri tertip eden: Ömer Rıza Doğrul, Sayın Mahir İz'in Teyp'ten Naklolunan Açış Konuşması, İnkılâp ve Aka Kitabevleri, Dokuzuncu Basım, İstanbul 1974, Sayfa: LXl"

Başlıklı kaynaktan nakledilmiştir. Mahir İz (1895-1974) bu konuşmasında şöyle diyor:

"Şu gördüğünüz mütevâzı evin (Tâceddin Dergâhı'nın) küçük köşesi, büyük milletimizin varlığını ve istiklâlini bütün cihan'a haykıran İstiklâl Marşı'nın yazıldığı yerdir. Medenî milletler adı altında, milletimize en büyük vahşeti revâ gören ve küçük bir komşumuzu aziz vatanımıza saldırtanlar, tarihî azamet ve haşmeti dünya tarihinde şerefli, şanlı sahifeler dolduran milletimizin, nasıl şahlanarak düşmanı denize döktüğünü hayretle gördüler. Bu, Hakk'ın bir lûtfu idi ve hakperest milletimizden esirgenmedi.

İşte, şu karşımızdaki levhada yazılı İstiklâl Marşı'mız, bu köşede, büyük Millî Şâirimiz Mehmet Âkif Ersoy tarafından yazılmıştır. Hatırasını ebedileştirmek için bu tarihî köşeyi hazırlamış ve açmış bulunuyoruz. O büyük insan: "ALLAH, BU MİLLET'E BİR DAHA İSTİKLÂL MARŞI YAZILACAK GÜNLERİ GÖSTERMESİN" demişti. Evet, Hudâ, böyle büyük millî bir felâketi aziz milletimize bir daha göstermesin..."

Biz de, aynı his ve düşüncelerle, Âmîn!. diyoruz..Âmîn!..

YORUM EKLE