03.05.2020, 16:37 120

3 MAYIS 1944 DAVASI VE GÜNÜMÜZ

3 Mayıs 1944 Türklüğün ve Turan Ülküsünün; mevcudiyetini önümüze çekilen prangalar ve setlere rağmen, aşıp Ergenekon misali yeni bir ruh ve şevk katıldığı katıksız gündür. Türkçülük Ülkü ve mefkuresi tabutluklarda ve kafeslerde ; çekilen tırnaklar ve yapılan zulüm ile yüreklerimizden, söküp almayı planladıkları (!) beyhude bir planın, aşağılık bir yaptırımıdır. Evvel ki yazılarımda 3 Mayıs 1944 de neler olduğunu incelemiştik. Bugünkü 3 Mayıs yazımızda ise kıyas ile yapılanları sıralamaya çalışacağım. Yeniden 3 Mayıs olaylarına göz atıp, bugünün ideolojik yapısı ve eksen kaymalarından bahsedeceğiz.

İkinci Dünya savaşı süreci bir yanda Komünizme göz kırpanlar, flört etme gayesinde olanlar. Diğer yanda Faşizm ve Komünizm tehlikesini haykıranlar mevcut. Dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu beyefendi kürsüden Türkçü sesleniş yapması, akabinde Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in Konservatuvar öğreniminde Sebahattin Ali isimli Komüniste verdiği taviz ve kadroların Komünist zihniyetteki kişilerce doldurulması. Sosyalist ve Komünistlerin her alana dahil olması gibi sorunları; Bilge Nihal Atsız Beyefendinin iki açık mektup ile Başbakanı uyarması ve Türkçülük şuuru ile alakalı yazıları ile gençliğin hayranlığını toplayan Atsız beyin bu duruşu.. Akabinde Milli Şef İsmet İnönü’nün 19 Mayıs da Türkçü ve Turancıları Faşist ilan etmesi, ihtilal yapıp yönetimi devireceklerini söylemesi ile patlak veren olayların başlaması. Akabinde Başbuğ Alparslan Türkeş Beyefendinin de dahil olduğu 23 kişinin tutuklanması. Tabutluk adı verilen yerde işkenceler edilmesi. Zulmün ve aşağılamanın ayyuka çıkması. Türkçülük üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletinde Türkçü oldukları için işkence gören bir avuç Ülkü eri.

Türk Milliyetçiliği ;Emperyalizm ve Sosyalizm gibi yabancı ideoloji ve sömürü düşüncelerini yasaklayan, Milli ve Yerli fikrimiz olan, kültürümüze ve geçmişimize sahip çıkan bir benlik duygusudur. Bizi biz yapan değerlerin kutsiyetini dile getiren, Türk Milliyetçiliği; 1944 senesinde Suç teşkil eden bir yapı şeklinde düşünülerek Türkçü ve Turancı kişiler Siz misiniz Türkçü olan! Denilerek işkenceye tabii tutulmuştur. 1944 Turancılık Davası ciltlere dahi sığmayacak derin bir tarihtir. Bu derin tarihin akış ve şuuruna hakimiz ve bu şuuru nesillere aktarmaya talibiz.

Önce 3 Mayıs tarihinde Türk Milliyetçiliğine pranga vurmayı planlayanlar, hiç durmadı! Bu tarih çile için nasıl toplu bir başlangıç (!) haline gelmişse bu süreçten sonra da Türk Milliyetçileri için de aynı sıkıntılar devam edip gelmektedir.

1944 de Türk Milliyetçilerini Faşist ilan eden zihniyet! Turan Ülküsüne gönül verenleri, ihtilal yapıp hükümeti devirecek diyen zihniyet! 1960 da aynı şekilde Türk Milliyetçilerine düşmanlık etmiştir. Sol sevdasında olanlar, 1960 da yine Alparslan Türkeş ve Türkçülerin karşısına çıkarak sürgünlere sebep olmuştur. Yani benliğe ve özlüğe olan düşmanlık, dışarıya ve el kapısına olan hayranlık yine en üst seviyelerde idi.

1944 de Türkçülerin karşısında olan tavır. Ötüken Bozkurtlarının karşısında ki Moskova çakallarının olduğu haldir. Türk’ün kimliğini ve yapısını ret eden ; bu yapının unutulmasını isteyen ve bu düşüncede maalesef mesai harcayanlardır. 1944 de bizim karşımızda olan zihniyet, Bugün Mezopotamya ve Kandil sürülerinin yeniden peyda olmasına sebep olan durumdur. 1944 basit bir Edebiyat yarışı veya kişisel bir mahkeme değildi! 1944 Davası Türklüğün karşısında olan ve bugünkü mozaik sistemi savunan yapı ile aynı bir durumda idi.

Halklar yani Yığınlar kavramını yöneticilerin ve yönetilenlerin zihnine dolayan Komünizm bugün de aynı şekilde Halkların fikirleri şeklinde zuhur eden, İhanet çemberidir. O gün 1944 tarihinde ve sonrasında Türk Milliyetçilerinin biçmeyi amaçlayan ve acılar yaşatan zihniyet bugün Kandil artıklarının doğmasını sağlayan zihniyettir. Türk’ün kendisine dönüş harekatına kılıç çeken o günkü duruş ile bugünkü Türk Milliyetçiliği düşmanlığı aynı kökün mahsulleridir.

1944 Davasında Sebahattin Ali denilen ; menfaat düşkünü, çıkarcı Komünizm aşığına! İlk ateşi yakan, ilk baş kaldırışı yapan İlk tokadı atan Osman Yüksel Serdengeçti yine aynı zihniyet tarafından yıllar sonra Allah dediği için yargılanır ve Türk İslam Ülküsüne hizmet ettiği için tutuklanır ve aynı çileden geçer. 1944 de Türkçülük düşmanları ile günümüze kadar gelen Türk Milliyetçiliği düşmanları aynıdır ve değişmemiştir. Bu bir şahsi kavga değildir. Bu bir itibar yarışı da değildir. Türk Milliyetçiliğinin zayıflamasını isteyen düşünce bugün Kandil’in güçlenmesini isteyen düşüncedir. 1944 de; Türkçülere hayatı zehir ettiren nasıl uzak diyarlardan gelen talimatlar ise, bugün de aynı talimatlar gelmektedir.

Sosyalizm, Marksizm, DHKP/C, Komünizm, Ortacılar, Kızıl ve Yeşil Komünizm, Kürtçülük ve Faşizm yani kısaca Emperyalizmin bütün düşünce akımları Türkçülüğün karşısında adeta birleşmiş bir hal almış vaziyettedir. Aynı husus o günde vardı, bugün de aynı şekilde devam etmektedir. DHKP/C gibi Komünist Terör örgütlerini besleyen ve ayakta tutan zihniyetin en büyük korkusu Türk Milliyetçileridir. İşte bu korku ve düşmanlık Türk Ocaklarına olan düşmanlıktan ve 1944 Türkçülük Turancılık davasından bu yana süregelen bir husustur.

Türk Milliyetçiliğinin karşısında olan, zihniyetlerin alayı farklı renklerde bile olsalar, aynı sapık zihniyettir. Aynı düşmanlık o gün de, bugün de aynıdır. Türk Milliyetçiliğini istemeyenler; O gün Moskova hayranı idi bugün ise Kandil ve Okyanus ötesi hayranlarıdır. Aynı mozaik sistem ve aynı karma yapı dünde, bugünde, yarında aynı şekilde devamlılığını sürdürme gayesindedir. Lakin Türk Milliyetçileri buna hiç bir zaman müsaade etmeyecektir.

Bunca yapılan zulüm ve karşı gelmelere rağmen, idealist ve hedefinden şaşmayan ; Çilekeş Ülkücüler vazgeçmemiştir! Kavga ve sevdaların sımsıkı sarılan Türk Milliyetçileri 1944 de nasıl meydan okuduysa, nasıl Ülkü ve çizgisinden taviz vermediyse bugün de aynı şekilde sımsıkı sarılmaktadır. Ne Tabutluk! Ne kafes! Ne tırnak çekimi! Ne Darağacı! Ne de türlü işkenceler Türk Milliyetçilerini yıldırmamıştır. O teslimiyet ile her seferinde, adeta küllerinden yeniden doğmuştur!

3 Mayıs Ruhu ebediyen var olsun. 3 Mayıs 1944 Türklüğün şuur ve aksiyon harekatının idrak edilmesidir. 3 Mayıs birlik ve beraberliğin sağlanmasıdır. 3 Mayıs kaybedilmeye çalışılan medeniyetin, yeniden ayağa kaldırılmasının ödevidir. Kaybedilmeye çalışılan medeniyet Türk Milliyetçiliği ve Turan ÜLKÜSÜ dür. 3 Mayıs 1944 de bizim karşımızda olan zihniyet Mankurt bir sistem oluşturma hevesinde olanlardır. Benliğimizi ve özümüzü söküp almayı planlayan, kimliğimizi unutturmaya çalışan Faşist bir yapılanmanın Komünist sıçramasıdır. Türk Milliyetçiliği ebediyen yaşayacak ve yaşatılacaktır.

TANRI TÜRK’Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN

Yorumlar (0)