Alexa

DOLANDIRICILIK, ONUR, VİCDAN VE AHLAK....

Bu günde böyle bir başlıkla karşınızdayım. İlginç bir başlık oldu değilmi? Dolandırıcılık, Onur, Vicdan ve Ahlak!

Kelimelerle bile yazarken sırıtmayı bırakın kalbi bile imsanın tuhaf bir hal alırken bu rezil insanların dolandırırken vicdanları bile sızlamazken pişmiş kelle gibi sırıtmaktsn bile geri kalmıyorlar.

Dolandırıcılıkta artık bir meslek oldu. Modern ismi de gözü açıklık ve müteşebbislik oldu.

Arkadaşını dolandıran, komşusunu dolandıran, devletini dolandıran, bankaları dolandıran, müşterisini dolandıran....... say say bitmiyor ki !

Dolandırıcılık çok hünerli bir meslek haline geldi. Yakında kartvizitlere de taşınırsa hiç şaşırtmayın!!!

DOLANDIRICI KABA TARİFLE :

Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatma, mağdurun ve ya başkasının zararına olarak kendisine ve ya başkasına yarar sağlamaktır. Birde nitelikli olanı var. Suçun belli dini, sosyal, mesleki, teknolojik araçların ve ya kamu kurumlarının araç olarak kullanılarak işlenmesidir.

Bu suçun oluşması için haksız bir çıkar sağlanması gerekir. Cumhuriyet savcısı dolandırıcılık suçunun işlendiğini öğrendiği an kendliğinden soruşturna açmsk, suçun işlendiğine kanaat kamu davası açmak zorundadır. Dava da zaman aşımı süresi de 8 yıldır. 8 yıl içinde uzlaşma sağlanmazsa soruşturma ve yargılamaya devam edilir diyor kanunlarımız.

Bunun Türkçesi hile aldatmadır. Güven duygularını kötüye kullanılması bu suçu oluşturur.

DİYOR Kİ KANUNLARIMIZ "NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇUNUN UNSURLARI ŞARTLARI VAR" :

* Dinin istismar edilmesi,
* Kişinin  bulunduğu zor durumdan yararlanılması,
* Kişinin algılama yeteneğinden yararlanılması,
* Bilişim sistemlerini, bankacılık kredi kurumlarının aracı olarak kullanılması,
* Kredi açılmasını sağlamak amacıyla hileli davranışlar,
* Kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan dolayı vaadle dolandırmak,
* Basın yayın organlarını, kuruluşlarını kullanarak dolandırmak,
* Resmi belgelerde sahtecilik ve sahte imza atmak,

Evet unsurları, şartlarını da okuduk.
Türk Ceza Kanununun 17 nci maddesine göre "Basit dolandırıcılık 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar ali para cezasının yanı sıra hem para hem hapis cezası aynı anda verileceği gibi zararın meydana geldiği miktata göre ceza büyüklüğü seçilebilir" diyor kanunlarımız.

Eğer nitelikli olursa da 24.11.2016 öncesinden işlenen uçlar 2 yıldan 7 yıla kadar hapis bu tarihten sonra olursa 3 yıldan 10 yıla kadar hapis, 5 bin gün kadar adli para cezası aynı zamanda hem para cezası hemde hapis cezası verilebilir. Ve yine alt sınır 4 yıldan başlıyabilir.3 kişi ve daha fazla kişi tarafından işlenirse ceza bir kat artırılabilir. Örgüt kapsamında da olunca 2 yıldan 10 yıla kadar hapis10 bin iş gücü ceza verşlir" diyor kanunlarımız.

Suç bu, ceza bu peki bu insanlar niye yapıyor bu dolandırıcılığı? Şimdi bu dolandırıcılığın onurla, vicdanla ahlakla yakışan bir tarafı var mı?
Durum öyle bir hal aldı ki dolandırıcılık diz boyu yol almış, kimse kimseye güvenemez hale gelmiş. Sizce güzel bir şey mi bu?

"Biz delikanlıyız abi!"
"Elhamdülillah müslümanız!"
"Biz demokratız!"
"Allah'a çok şükür benim bunda kazancım yok. Amme görevi yapıyoruz!"
"Biz milliyetçiyiz, şucuyuz, bucuyuz!

Soruyoum size bu ağız laflarını yamaya gerek var mı! Yapan neden yapar sizce?

Toplumda dolandıran yada yalan söyleyen birisine ahlaksız denmez direk dolandırıcı denir. 
Vicdan içimizden gelir. Ortaya çıkmak için bizden izin amaz. Vicdan kişiselleştirilmiş olup, ahlak değişkendir. Ahlak bizim kontrolümüzdedir.

Ahlaklı olmak vicdanlı olmaktan daha zordur. Ahlak öğretilerle kazanılır. Vicdan doğuştan her insanda vardır. Ahlak değişkenlik gösterirken vicdan göstermez. Dolandırıcılık ahlak değerlerine sahip olmayan kişilerin kendi çıkarına yaptğı hilelerdir, soytarılıktır Türkçesi

Bir insan neden dolandırır? Toplum sessiz kaldığı için cesaret bulurlar. Kanunları yapanlar kim? Bizim vekillerimiz. Peki toplum böyle yüz kızartıcı suçu işleyene güler yüzle çiçek takdim eder gibi sessiz kalıp, gülücükler dağıtırsa o soytarılarda bundan cesaret alır daha alasını yaparlar.

Öyle bir hale geldik ki bacak kadar çocuklar daha ilim almadan işin hilesini öğrenmeye başladılar. Bu gidiş iyi mi sizce?

O yılanlar sizi sokmadan, o yılanlar etkisiz hale getirilmelidir. Bende bir dolandırıcılık mağduruyum. Bu insanlara cezası en üst seviyeden verilmeli ki, bunların yaptıkları yanlarına kar kalmamalı, yaptım deyip namuslu insanlara kıçı ile gülmesine izin verilip, kıçlarını sallıya gezmelerine müsade edilmemelidir. Edilirse orman kanunları başlar, herkes kendi hukukunu işletir, yargı ve demokrasi yara alır.

Sonra ne mi olur !

"Armut dibine düşer!"

Ya da her zaman söylediğim bir söz var:

Oğlan babasından görür at oynatmayı,
Kız anasından öğrenir sofra donatmayı"

Evladınızın, yakınınızın ahlakı ile öğünün, dolandırıcılığı ile öğünmeyin.....

Sayglarımla

YORUM EKLE