02.03.2021, 12:40 263

Dert - Name

DERT-NÂME

Baştanbaşa bozuk bütün saatler;

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

Hakîkat mi oldu, söyle, vaatler;

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Deve çekmez, senin çektiğin yükü;

Yediğin zehirdir, zıkkımın kökü.

Her yandan geliyor pimpis bir koku,

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Ahlâk fesadından kurudu zaman;

Nice zamanlardan zorudu zaman.

Tutuşmaya durmuş korudu zaman,

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Bir ucûbe şimdi şu demokrasi;

Mülâyim adamlar oldu hep âsi.

Gariban itilmiş, hırsızlar vasî,

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Şu gençlik, şu gençlik, şu gençlik n’apsın!

Düz yolu terkedip, nereye sapsın!

Reçete verdin mi, senden hâl kapsın?

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Yazıktır, yazıktır, yazık ve günâh!

Almayın milletten daha fazla âh!

Muzdarip oluyor, gönüller-ervâh!

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Birine diyorsun, gözümün nûru!

Başkasına atma, zillet çamuru!

Çıkar beynindeki küflenmiş uru;

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Alnındaki değil kömür karası;

Cebindekine bak haram parası.

Gocunur diyorlar, olan, yarası;

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Gamlar-elem uzun, sevgiler kısa!

Bu işler gelmiyor hiç iltimasa.

Nice koç yiğitler gitti kumpasa;

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

S(ı)tadyum açmakla karın mı doyar?

Sâdece, insanın, gözünü boyar!

Bilinmez, burada kim kimi soyar;

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Anlamadın gitti med ve ceziri;

Muhtar seçip, tâyin edip veziri.

Vâli olsan, olsan muhtar kiziri...

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!..

***

Uydurmadın dargın, kırgını, küsü!

Kurdurmadın asla, gönül köprüsü.

Yalanı belledin insanlık süsü;

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Senelerdir yedin, elde hazırı;

Liyâkatsiz yaptın memur, nâzırı!

Dost edindin bölücüyü, muzırı.

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Fil(i)mler; cinâyet, aldatma, zinâ!..

Ana, söz diyemez, oğul-kızına.

At izi karışmış, itin izine;

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Türkçe’yi bir düşün, nasıldır hâli?

Ve ne iş yapıyor bunca ahâli?

Gönlü kırıkların kimde vebâli?

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Hakkı mı yok, insan gibi, yaşamak?

Sâdece size mi, tanınmış bu hak?

Bir de dönüp bana diyorsun ahmak:

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Keyfinden uçuyor, bu sıra, zarcı;

Ne hâlde bilinmez, yorgun pazarcı.

Virüs belâsıyla hemhâl mezarcı;

Sen, yine debelen bu dünya diye!

***

Millete dönünce sırtını, oy-baz;

İşini yürütür, hem yoz, hem yobaz.

Bu millet asîldir, sirkte oynamaz.

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Maârifte irfân var mı acaba?

İlimsizlik, bunun, üstüne caba!

Bunca genç hayatı olmuşsa hebâ,

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Hele gez, esnafın kasasına bak!

Şu fakîr garibin boş tasına bak!

Bir de haramzâde sultasına bak;

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Kim diyorsa bu iş hukuka uygun;

Bil ki, seriyordur, ipe, uygun un.

Soygunun peşinden, yeni bir soygun;

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Kendine görmüyor yakın, kabiri;

“Alkış!..Alkış!..” diyor, her gün, herbiri.

Bırakmıyor asla yine kibiri;

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Sermaye, şu mal-mülk, zengine nehir!

Buna bal akıyor, şuna hep zehir.

Baş etmek mümkün mü, onla birebir;

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Kır belini, otur, sana ne bundan!

Farkın yok derlerdi, k(ı)ral Kârûn’dan.

Her helva hoş olmaz, yağ, şeker, undan;

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Siyâset meydanı, câmi kapısı;

Şu, şunun hâmisi; bunun abisi.

Çok söz, boylatıyor, hemen hapisi;

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

***

Bunlara iyi bak, gör, iyice gör!

Anla bâzı şeyi; kör değilsen, kör!

Yetmezse, başına daha çorap ör;

Sen, yine debelen bu dünyâ diye!

M. HALİSTİN KUKUL

Yorumlar (0)