21.09.2018, 22:18

ÂŞIK KEMÂLÎ BÜLBÜL VE SAMSUN

 23 Eylül 2012’de aramızdan ayrıldı...Göz açıp kapayıncaya kadar altı sene geçmiş...Hani, ‘Daha dün gibi!...” deriz ya, işte öyle...

Vefâtından sonra, hakkında birkaç yazı yazdım...Dostluğumuz derindi...Ne yazsam, ne kadar yazsam az!..

Canik Belediye Başkanlığı tarafından tertip edilen sempozyuma, “Âşık Kemâlî Bülbül’ün Şiirlerinde Samsun’ başlıklı tebliğimle katılmış ve bilâhâre bu tebliğim, “Geçmişten Günümüze Samsun/Canik ve Değerleri-II, Canik Belediyesi Yayınları, Samsun 2015, Sf. 1237-1254” kitapta yayınlanmıştı.

Âşık Kemâlî Bülbül’ün Samsun ve ilçeleri ile, Samsun’da yaşayan sevdiği veya sevmediği pek çok kişi hakkındaki görüşlerini ele aldığım bu makalemde, değişik dönemlerdeki faaliyetlerini  sosyo-kültürel bakışla geniş olarak tahlile çalışmıştım.

Şimdi ise, vefâtının bu yılında, O’nun, şiir toplantılarında en çok okuduğu “Samsun” başlıklı şiiri üzerinden kısa bir değerlendirme yapacağım.

Hemen şunu ifade edeyim ki, Âşık Kemâlî Bülbül, doğup büyüdüğü Kozansıkı Köyü’nü ne kadar sevmiş ve ona hasretlik çekmiş ise, ilçesi Kavak’ı, ili Samsun’u, vatanı  Türkiye’yi ve Türk’ün ana-ata yurdu Türkistan’dan Karabağ’a, Karabağ’dan Kerkük’e Üsküp’e, Kırım’a kadar herbir Türk ilini de öyle severdi.

1984 yılında, Ankara’da iken yazdığı “Samsun” başlıklı şiiri, 6+5=11 hece vezniyle yazılmış altı kıt’alık bir şiirdir.

Şiir, tamamiyle Samsun tasvirleriyle doludur. Tabiî ki, sıla hasretiyle kıvılcımlanan gönlünde “Millî Mücâdele eşiği” olmasının haklı gururu apayrı bir yer işgal eder!..

Bülbül’e göre; Samsun, “Hilâle benzeyen sahil boyuna gerdanlık gibi”dir. Daha ilk kıt’asında şöyle seslenir Samsun’a:

“Hilâle benzeyen sahil boyuna

Gerdanlık gibisin canım Samsun’um

Tarihle girmişsin koyun koyuna

Şafağım Samsun’um, tanım Samsun’um”

Üçüncü kıt’ada, bir başka coşar ve hepimizde müşterekleşen millî heyecanı yaşar:

“Ondokuz Mayıs’ın beşiği sensin

Gençliğin hürriyet ışığı sensin

Millî Mücâdele eşiği sensin

Doğuşum Samsun’um, sonum Samsun’um”

Şâir; “doğuşum” ve “sonum” kelimeleriyle, bu mekânın ebedî Türk yurdu olarak kalacağının/kalması gerektiğinin ümidini verir. Çünkü...

Millî Mücâdele, târihte ikinci defa Türk ismini taşıyan bir devletin kuruluşunu müjdeler.

Hani, İstiklâl Marşı Şâirimiz Mehmet Âkif, hasta yatağında: “Allah, bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazılacak günleri göstermesin” diye duâ ediyordu ya, işte Kemâlî Bülbül de,  “doğuşum” da burasıdır, “sonum” da burasıdır diyerek, yeni bâdirelere yol açabilecek sıkıntılara set çekmiştir.

Şâir; tasvire devamla Samsun’la iftihar eder ve yapılanları şöyle sıralar:

“Deniz, hava, kara, demir yolun var

Fabrika dalında türlü dalın var

Kendir, tütün, altın gibi malın var

Buğdayım Samsun’um, unum Samsun’um”

Kemâlî Bülbül, “yeni rıhtımının gözler kamaştırdığını, kara bahtının kaderinin ağardığını” beyanla, şiirinin son kıt’asında Çaltı Burnu’nda görünen Bandırma Vapuru’nun hayâliyle yaşar, gurur duyarak  şöyle seslenir:

“Kemâlî Bülbül’üm onurlanırım

İsminle cisminle gururlanırım

Bandırma, Çaltı’da durur sanırım

Şerefim Samsun’um, şanım Samsun’um!”

Âşık Kemâlî Bülbül, hakîkî bir Türkiye sevdâlısıdır. Gücü yettiğince ona hizmet etmeye çalışmış, dili döndüğünce onun yükselmesi için gayret göstermiştir.

Sözlerime, O’nun, “Türkiye’m” başlığını taşıyan şiirinin ilk kıt’asındaki bir temennisiyle son veriyorum.

“El ele verince şehirli köylü

O zaman kalkınır benim Türkiye’m.

Plânlar yapılır yıllıklı aylı

O zaman kalkınır benim Türkiye’m!”

Kemâlî Ağabey; hayırlı hizmetlerin âhiret sermayen olsun!..Rabbim, mekânını cennet bahçesi etsin!..Nûr içinde yat!..

Yorumlar (0)