Alexa

AŞK OLSUN AMA BEN NİYE ÂŞIK DEĞİLİM?

“Aşk karın doyurmaz oğlum”, dedikleri çağda, yaptığım her güzel iş için:

-Aşkolsun sana, derler, bu söz, gönlüme hoş gelirken kafamın karışmasına sebep olurdu.

Yürüyüşümüzün, duruşumuzun değişip dönüştüğü çağlarımızda:

-Yoksa âşık mısın, dediler mi inkâr edecek söz bulamazdık.

Bir gün:

-Bu oğlan âşık, diye fısıldadı büyüklerin biri, ötekine…

Ne yalan söyleyeyim, hoşuma gitti. Âşık olmanın farklılığını, hazzını inkâr etmeyecek yaşa gelmişim demek.

Yıllar geçti, şiirler yazmaya davam ettim. Niçin aşk üzerine çok fazla şiir yazmadığımı

bilemiyorum.

Ölçülü şiirler yazmaya başlayınca kendime bir mahlas bulayım dedim,İbretî’de karar kıldım. Derken uzun zaman gizli gizli çalıp söylemeye başladım şiirlerimi.

Yurt dışı görevim esnasında bir programda öğrencilerimle gerçekleştirdiğimiz etkinliklerin ardından kıyafet değiştirerek “Âşık İbretî huzurlarınızda…” dendiği bir anda çıktım sahneye…

Bağlamam elimde, oturdum… Bir bacımız:

-Niye adamı kandırıyorsunuz?... Abdullah Hoca değil mi bu, demez mi?...

Bir başka yerde, yine Âşık İbretî olarak çağrılıp sahnedeki yerimi alınca, yine dinleyenler arasından biri:

-Anaaam, bu da âşıkmış, demez mi?

Düzenlenen bir şiir yarışmasına serbest ve ölçülü olmak üzere iki şiirimle katılmıştım. Tanınmış bir Âşık olan arkadaşım salonun girişinde beni tanıtıyor arkadaşına:

-Bu da şiir yazıyor ara sıra ama ölçülü şiir yazamıyor henüz, deyince:

-Daha öğreneceğimiz çok şey var, bir gün ölçülü şiir de yazarız inşallah, deyip salona girdik.

İki şiirim de dereceye girmişti. Serbest dalda 3, ölçülü şiirde 2.liğe lâyık görülmüşüm ve ödülümü aynı arkadaşımız vermişti.

Bir okulumuzda Âşık Veysel’i anma programı için yaptığım bir şiirimi çalıp söylemeden önce, aşk’ı tarif eden bir şiirimi sunup ardından Veysel Usta’ya olan saygımı dile getirmiştim:

Dediler ki, “bize aşkı tarif et”

Bu gönül, bilmeden ataşa düştü

Sözde değil özde bütün marifet

Aşkı aramadım aşk başa düştü

Herkes sezebildiğinin arifidir

Âşık insanlığın en zarifidir

Aşk tarifsizliğin tam tarifidir

Aşkı aramadım aşk başa düştü

Bağrıma değdikçe aşkın yelleri

Mızrabımla tarıyorum telleri

Aşk ile dolaştım bizim elleri

Aşkı aramadım aşk başa düştü

Bazı Albayrak’la gökte yarıştım

Bazı vatan toprağına karıştım

Düşmanıma küstüm, dostla barıştım

Aşkı aramadım aşk başa düştü

Çok kere Mecnun’u oldum yurdumun

Damarlarına kan oldum ordumun

Zaferlerine şan oldum ordumun

Aşkı aramadım aşk başa düştü

Âşıklar deryada ataşa düşer

Kendi zirvesini kendisi aşar

İnsan bulur şaşar bulamaz şaşar

Aşkı aramadım aşk başa düştü

Bir dalımda Karac’oğlan oturdu

Veysel bir dalımda meyve yetirdi

Yunus omuzunda İbret getirdi

Aşkı aramadım aşk başa düştü   ----MART 2019

ÖZÜ, SÖZÜ BİZİMLEDİR VEYSEL’İN

Yurdu sarmış ünü dünden yarına,

Yürür önümüzde özü Veysel’in.

Sazıyla yolumuz açıp koşturmuş,

Asfalttır yokuşu, düzü Veysel’in.

Dede Korkut soylu kutlu ozanım.

Kelime kelime inci dizenim.

Türküleri dilden dile gezenim,

Vardır Akpınar’da izi(*) Veysel’in.

Bir zaman Akpınar onun yurduydu.

Gözesine varıp bağdaş kurduydu.

Yeni nesle ilham, irfan verdiydi,

Hatırası her an taze Veysel’in.

Söylerdi “Subaşında, bulaklarda”,

Derdi ki: “Türk’ün sesi kulaklarda”.

Yine hep “Beşiklerde, beleklerde”…

Bize sesi gelir bazı Veysel’in.

Diyor ki ”Uzun ince bir yoldayım”.

Dese de “Bilmiyorum, ne haldeyim”.

 “İki kapılı bir handa”, yoldayım,

Dosttan dosta miras sazı Veysel’in…

İlhamdır sözleri, emek birazı.

Türkülere azık etmiştir sazı.

Toprağın sesidir kutlu avazı,

Hakk’tan gelen kelam sözü Veysel’in.

Sevda kokar, sevgi saçar gönüle.

Milletiyle coşup yaşar el ele

Söz ile öz ile girer gönüle,

Görmez kötülüğü gözü Veysel’in.

 “Can kafeste durmaz, uçar” dediydi.

 “Dünya bir han, konan göçer” dediydi.

 “Ay dolanır, yıllar geçer” dediydi.

Yolumuzu açar özü Veysel’in.

Türklük sevgisiyle, varır özüne.

Işıktır yüreği görmez gözüne

Dikkat edin İbretî’nin sözüne,

Çağdan çağa rehber közü Veysel’in.

Rehber özü, sözü, sazı Veysel’in.  -----14 Mart 2019, Samsun

----(*): Veysel, 1940’lı yıllarda Akpınar Köy Enstitüsü’nde sazıyla sözüyle görev yapmıştır.

Program konuğu olan o Âşık kardeşim aldı mikrofonu, dinleyenlere mealen şöyle söyledi:

-(Adımı vererek) güzel söyledi, iyi hoş da Âşıklık öyle kalemle olmaz. İrticali (doğmaca söyleme yönü) olmayana âşık denmez…

Saygıyla karşıladım.

İlk defa söylüyorum ki evet, ben âşığım.

Eşi, benzeri olmayan Türkçeye ve Türk Milletine, Türk yurduna ve onun güzelliklerine, bayrağımıza can ve şan veren bütün değerlere, insanın özüne, olgun insan sözüne, yeryüzü, gökyüzüne… âşığım.

Bu aşkın varlığının derecesini tam olarak anlatamamış olsam da aşığım.

YORUM EKLE

banner325