12.07.2020, 14:03 58

İstanbul, Sultan Mehmet, Ulubatlı Hasan ve Ayasofya

"Yapacağım işleri, sakalımın bir kılı bilse, onu kopartırım". Fatih Sultan Mehmet Han

“Sandıktan bize tek bir oy dahi çıkmasa, İslâm’dan, insaniyetçilikten, Türkçülükten asla vazgeçmeyiz... Biz politikacı değil, bir davanın takipçileriyiz”. Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ

1 EKİM 2010, TBMM’nin açılış günü, Cuma.

Devlet Bahçeli 936 yıl sonra Sultan Alparslan’ın secdeye vardığı yerde, MHP’nin 40 il başkanı ve kalabalık bir toplulukla, şu an bile ibadete kapalı olan Ani Harabeleri içindeki Fethiye Calii’nde kılar Cuma namazını.

Ermenistan sınırındaki bu Cuma namazının ardından şunları söyler Sayın Devlet Bahçeli:

Türk milletinin parçalanmak, bölünmek ve dağılmak için Anadolu'ya gelmediğini, ya da dağlarında eşkıya gezsin, şehirlerinde bölücüler meydan okusun, yöneticileri işbirlikçi olsun, hainler el üstünde tutulsun, toprakları taksim edilsin, demokratikleşme adı altında kanı emilsin diyerek vatanlaştırılmadı Anadolu.

(…)

Bahçeli, Akdamar ve Sümela'daki ayinlere tepki olarak da,

Bu topraklar, Akdamar yeniden ibadete açılsın ya da Sümela Manastırı faaliyete geçsin diye fethedilmedi dedikten sonra, "Gerekirse yeniden fetih için yollara düşeriz" deyip orada toplananlara hitaben:

"Vatanın sahipsiz olmadığını açıkça ilan ettiniz. Zalimlere korku saldınız, eş başkanlara kanmadınız, Türk milletinin gücünü bu milli kararlılıkla kanıtladınız" der.

Sayın Bahçeli, 936 yıl sonra Ulubatlı Hasan olup sancağımızı Ani Fethiye Camii’ne dikmiştir.

Sonra adım adım siyasete yön vere vere 86 yıllık aradan sonra 2020’nin 24 Temmuzunu Türk Milleti ve İslam Âlemi için büyük bir gönüller buluşmasına, güçlü bir enerji yüklemesine tabi tutturulmasında önemli bir rol oynamıştır.

Basın organları, Danıştay 10. Dairesinin kararının şimşek hızıyla işleme konması dolayısıyla Sayın Erdoğan’ı 2. Fatih olarak gündeme getiriyorlar, olsun.

Konstantinopolis, Konstantiniyye, Nova Roma, Stanpolis, Dersaadet, Asitane adlarıyla günümüze ulaşan ve iki kıtanın geçiş noktası olan İstanbul, tarih boyunca kimi kaynaklara göre 29, kimine göre 32 defa kuşatılmış ama bir defa Fethedilmiştir.

İlki, 655’te Hazreti Osman zamanında olmak üzere, İstanbul, Müslümanlar tarafından 11 defa kuşatılmıştır. Bunların 5’i Araplar, çeşitli tarihlerde olmak üzere 3 kere Yıldırım Bayezit, Şehzade Musa Çelebi, Sultan 2. Murat, 1453’te 6. kez Fatih Sultan Mehmet tarafından son defa kuşatılmış ve fethedilmiştir.

İstanbul, bu kuşatmalarda kısa sürelerle ele geçirilmiş ve hep yağmalanmış, tahrip edilmiştir ama tarihte en istikrarlı, ihtişamlı, imarlı dönemini 29 Mayıs 1453’ten sonra yaşamıştır.

Ne var ki Osmanlı’nın başkenti İstanbul, ilki 13 Kasım 1918, sonra 16 Mart 1920'de olmak üzere iki kez işgal edildi.

İstanbul'un 5 yıl süren işgali, Türk Ordusu'nun 6 Ekim 1923 günü şehre girmesiyle son buldu.

Ankara’nın başkent olmasından sonra İstanbul kültür ve finans başkenti olarak önemini hiç kaybetmemiştir.

 Ayasofya, ilk defa 1 Haziran 1453 Cuma günü cami olarak ibadete açılmış, 1931’de onarım için ibadete kapatılıp 1934’te bakanlar kurulu kararıyla müzeye dönüştürülmüştür.

O tarihten beri milletimizin sevdalıları tarafından hep bağrına hançer saplanmış” hissi ile 86 yıl geçmiş ve nihayet:

 “Biz politikacı değil, bir davanın takipçileriyiz” diyen Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ yüreklilerin amansız takibi sonucu Ayasofya onu fetheden Fatih’in “Vakfiyesi”ne uygun duruma getirilmiştir.

Kim, kimi Fatih olarak alkışlarsa alkışlasın, burçlarda hep Ulubatlı Hasan’ın diktiği sancak dalgalanacaktır.

Ulubatlılar var olsun, ufkumuzdan hiç eksilmesin, Allah yokluklarını göstermesin.

“Biz politikacı değil, bir davanın takipçileriyiz”. Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ.

Yorumlar (0)
parçalı bulutlu