11.06.2021, 18:43

ŞEYTANIN G/KÖR DEDİĞİ NOKTA

Sizce hangisi döver?

“Daha düne kadar” “bugün bile halâ” mı?

Biliyorum, anlayamadınız soruyu.

Aklımdan geçenleri dile düşürmeyince ben bile açıklayamıyorum kendime.

Sözüm, bir elinde kömür karası, öbüründe insanları ölçüm metresiyle doğanlara ve bu insafsızların çekim alanına düşmüşleredir.

Herkesi yargılayıcı biz olsak, kimse suçsuzluğunu ispat edemez. Gerçek yargılayıcının adaletinden başka sığınak olmadığına hakkıyla inananların işi çok zordur bu dünyada.

Cenabı Allah’ın insanları en son hâliyle yargıladığını bilmeden çilingir sofrasında mahkeme kuranların adaletinden Allah’a sığınırım.

“Daha düne kadar…” diye söze başlayanlar “şu an bile halâ şeytanın hem avukatı, hem savcısı ve hâkimidirler”, bilesiniz. Bu, doğuştan boyacı ve idamlık mahkûmu terzilerinin estirdikleri rüzgârın etkisine kapılıp haysiyet cellatlığına soyunanlaradır asıl sözüm.

Yapmayın ey insafına sığındığım iyi yürekliler, adil olmadan adil yargılayamaz, yargılanamazsınız.

“Daha düne kadar…” diye söze agirenlerin, insanları çocukluk günleri veya olgunlaşamamış yıllarıyla yargılamaya başladıklarını hemen fark edemiyorsanız aklınıza, irfanınıza, ilminize, insafınıza yazıklar olsun.

Bunlara kalırsa, adaletin timsali olmuş Hz. Ömer bile suçsuzluğunu ispatlayamaz. Çünkü ölçü metrelerinin çıkış noktası “daha düne kadar…”dır.

Hz. Ömer, “Cahiliye devrinde yaptıklarımızdan biri var ki aklıma geldiğinde kendimi tutamaz, ağlarım. Biri de var ki aklıma geldiğinde kendimi tutamaz, gülerim” der ve ekler:

“Öz kızımı götürüp diri diri toprağa gömerken o masum yavrucak elbisemdeki tozları, kiri minik elleriyle temizliyordu. Bu kadar babasına düşkün evladımı diri diri gömerek öldürdüm. Ağladığım budur.

Beni şimdi güldüren ise cahiliye döneminde yolculuğa çıktığımızda tapmak için helvadan yaptığımız putlara gün boyunca tapar, acıkınca oturur yerdik. İşte buna da gülerim”.

Ömer bin Hattab’ın Hz. Ömer’e dönüşmesi için bir süreye, kutlu bir dönüşüme ihtiyacı vardı...

Olgunlaşmadan yenen meyvenin tadı olur mu?

İştahla yediğimiz meyvelerin çakıl (olgunlaşmamış) hâlini hatırlayan var mıdır acaba?

Meyveler en fazla iki mevsimde olgunlaşır ama insanın olgunlaşması için uzun yıllar gerekmektedir.

İnsan zamanla değişime uğrar. Bu değişim, olgunlaşmaya doğru olursa ne kutlu ama çürümeye doğru değişim insanın ve insanlığın felaketi olur.

Cenabı Allah insanı en son hâliyle yargılamaz mı?

İşte, şeytanın g/kör dediği nokta burasıdır. İnsan onuru taşıyanlar, hamlıktan olgunluğa dönüşün sonucunu alkışlarken, elinde kömür karası ile doğanlar insanın çürümüşlüğüne basar alkışı.

Sizce hangisi döver?

Daha düne kadar mı bugün bile halâ mı?

“Daha düne kadar hırsızdı, arsızdı, acımasızdı, haram yerdi…” diye üzüntüden çatlayanların iki amacı vardır:

Şimdi niye vaz geçti, bu değişim ya ülkeye hizmette hayırlı olursa endişesi veya bu değişimle geleceğimize engel olacak, asla iktidar olamayacağız…

Biz, birilerine destek verirken de, eleştirirken de hep memleketimizin ve milletimizin varlığı, birliği, dirliği açısından bakarız konuya.

Vatanseverlerin ölçüsünde yandaşlık, kandaşlık yoktur ve ancak hukuk vardır, doğruya doğru, eğriye eğri demek vardır.

Başkalarının hoşuna gitsin, kimse bizi kınamasın endişesi taşıyanlardan olmadık hiç.

Millete hizmet yolunda olumlu değişim göstereni takdir etme konusunda da kimsenin dünü, bugünü düşüncemizi etkilemez.

Yorumlar (0)