23.01.2021, 00:52 130

'BAYRAK' ŞİİRİNİ EN ANLAMLI OKUMA ALIŞTIRMASI

Şiir, ustasının elinden çıktıktan sonra okuyanın ve dinleyenlerin gönlüne yerleşir, seslendirenin kattığı musiki ile ufuklarımızda dalgalanan bayrak olur şiir.

Aslında her sözün özel bestesi vardır ama sözün özü olan her şiirin de kendine has bir bestesi vardır. Şiir seslendirilirken okuma tekniğini uygulama becerisi ve ses girer devreye.

Bu şiir, şanlı bayrağımız için yazılmış en güzel şiirse eğer, onu seslendirenlerin omzunda ağır bir yük vardır.

Aşağıdaki metinde vurgulu okunacak heceler BÜYÜK harflerle yazılmıştır. Lütfen önce sessiz okuyunuz, ardından sesinizi fazla yükseltmeden iki defa okuyunuz.

bayRAK

EY magöklerin kıZIL ve beYAZ süsü...

Kız kardeşiMİN gelinliği, şehidimin SON örtüsü.

ıŞIK ışık, dalGA dalga bayrağım,

SeNİN destanını okudum, seNİN destanını yazacağım.

(başkasının değil, senin)

                                                                                      

Sana beNİM gözümle BAKmayanın                           

MezarıNI kazacağım.                                                   

Seni selâmlAmadan uÇAN kuşun                                

Yuvası bozacağım.                                                    

                                                                                      

DalgalandıĞIN yerde ne korKU, ne keDER...                        

Gölgende baNA da, baNA da YER ver.                                   

Saba HOLmasın, günler DOĞmasın, NE çıkar,                     

Yurda AY-yıldızının ışıĞI yeter.                                            

Savaş bizi karLI dağlara götürdüĞÜ gün,

 KızıllığınDA ısındık.                                                                          

 Dağlardan çölleRE düşürdüğü gün

 GölgeNE sığındık.                                                                                                          

Ey  ŞİMdi süzgün, rüzgârlarDA dalgalı;                                                             

BarıŞIN güvercini, savaŞIN kartalı....

Yüksek yerlerDE açan çiçeğim;

Senin altınDA doğdum,

(doğulan yer vatandır ve önemle belirtilecek)

SeNİN dibinde öleceğim.

(sen=bayrak demektir ve önemle belirtilecek)

tariHİM

şereFİM,

şiiRİM,

HER şeyim.

YERyüzünde  YER beğen....

NEreye dikilmek isTERsen,

SöyLE seni oraYA dikeyim.

                                    Ârif Nihat ASYA

ÖZEL NOTLAR:

“EY maVİ göklerin kıZIL ve beYAZ süsü...” diye sesleniliyor bayrağımıza.

Bilge Kağan hitabesinde, “Ey Türk, üste mavi gök çökmedikçe…” diye girer söze. Mavi gök pırıl pırıl bulutsuz olur ve bağımsızlığı, huzurlu günleri belirtir.

Bu mısrada da “mavi gökler” aynı anlamda düşünülmelidir. Gökyüzünde kara bulutlar yoksa gün doğarken ufukta beliren kızıllığı fark eder insan ve arkasından güneşin ak yüzü çıkar ortaya… Bayraktaki al ve Ay yıldızın akı işte masmavi hür semalarımızda bir süstür.

İffetli kızlarımızın gelinliği kadar tertemiz olan bayrağımız uğruna şehit düşenlerimizin de son örtüsüdür.

Eğer gök mavi ise (ülke bağımsızsa) bayrak ışık ışık parıldar ve nazlı nazlı dalgalanır.

“Senin destanını (başka bayrakların değil, sadece senin) okudum, senin destanını (başka bayrakların değil, senin) destanını yazacağım.

Bayrağım, sen o kadar değerlisin ve vazgeçilmezimsin ki “sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım, seni selâmlamadan uçan kuşun (bile) yuvasını bozacağım” diyor şair...

DalgalandıĞIN yerde ne korKU, ne keDER...

Bu mısrada sadece “ne … ne” bağlacı vurgulu okunuyor kimi yerde.

Şairin anlatmak istediği “dalgalandığın yerde korku ve kederden asla iz olmaz” iken vurgulama yanlışı ile anlam tamamen değişerek  “dalgalandığın yerde büyük korku ve keder oluşur”  şekline bürünüyor.     

Devamında ise “böyle güvenilir bir yer olan gölgende bana da bir yer ver. O serin ve huzurlu yerde olayım yeter. (İsterse) sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar, yurda ay yıldızının ışığı yeter.   

 “Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün, kızıllığında ısındık, dağlardan çöllere düşürdüğü gün gölgene sığındık” dedikten sonra yine bayrağımıza sesleniyor şair:

Ey şimdi (barış zamanında ufukta nazlı nazlı) süzgün (süzülen), rüzgârlarda (tehlike anında) dalgalı (bayrağım); sen “barışın güvercini (iken birden bire) savaşın kartalı (olursun)...

(Sen hep) Yüksek yerlerde açan (ulaşılamaz) çiçeğim (sin),

Senin altında (başka bir yerde değil senin altında) doğdum, senin dibinde (göklerde dalgalanman için mücadele ederken sadece senin dibinde) öleceğim (şehit olacağım).

NOT: Şiirin bu bölümü “Senin altında doğdum, senin altında öleceğim”, bazen de “Senin dibinde doğdum, senin dibinde öleceğim” diye yanlış okunuyor.

Bayrağın altı, vatanın her yeridir. (İnsan) nerede doğarsa doğsun, orası bayrağın altıdır ve orada doğmak şaire göre çok güzel ve özeldir.

“Bayrağın dibi” ise vatan savunmasının yapıldığı her yerdir. Her vatansever son nefesine kadar bayrağı için mücadele eder.

Türk çadırda doğar, çayırda ölür” sözünün farklı bir söyleyişi vardır bu mısrada.

(benim) tariHİM,

(benim) şereFİM,

(benim) şiiRİM (sin),

(Not: Ben tarihim, şerefim, şiirim dercesine seslendirenler var maalesef)

(benim) HER şeyim (sin). (Bu yüzden)

YERyüzünde  YER beğen....

NEreye dikilmek isTERsen,

SöyLE, seni oraYA dikeyim.

(Arif Nihat ASYA)

Şairimizi rahmetle anıyor, bu şiiri anlayarak seslendirecek olanlara şükran duygularımı iletiyorum.

Yorumlar (0)
11°
hafif yağmur