30.09.2021, 13:16

Şiirlerden Bir Demet

OY ÇEŞMENİN BAŞLARINDA

 Oy çeşmenin başlarında

 Kalem oynar kaşlarında

 Oturmuş gergef işliyor

 Daha on beş, daha on beş yaşlarında

Çeşme başın şen olsun da

İzi kalmış, izi kalmış taşlarında oy oy...

Ekin ektim biçemedim

Kenarından geçemedim

Hayırsız anan yüzünden

Uzaklardan, uzaklardan seçemedim

Ne güzel eviniz var da

Kapısından, kapısından geçemedim oy oy...

Yüksek dağın gör kışını

Yaradan bilir işini

Kaçma benden köşe bucak

Bırakamam, bırakamam peşini oy

Sana çoban etmişler de

O hayırsız, o hayırsız gardaşını oy oy

GÜZELLİĞİN ALAN TÜRLÜ ÇİÇEKTEN

Güzelliğin alan türlü çiçekten

Sevdiğim naz edip bakma uzaktan

Kuru dallar sürdü çiçeğe döndü

Bahar mevsimi gibi uyanasın

Al yanak üstünde saçın bürüğü

Bele düşen çifte direk örüğü

Gönül ateşinin nazdır körüğü

Nazın yaktı beni sen de yanasın

İbretî'yi her dem görüp geçersin

Sanki ceylân olur ürküp kaçarsın

Gülüm hangi kuşa kucak açarsın

Sen de bülbül olup sevdalanasın

ÖZÜ, SÖZÜ BİZİMLEDİR VEYSEL’İN

Yurdu sarmış ünü dünden yarına,

Yürür önümüzde özü Veysel’in.

Sazıyla yolumuz açıp koşturmuş,

Asfalttır yokuşu, düzü Veysel’in.

Söylerdi “Subaşında, bulaklarda”,

Derdi ki: “Türk’ün sesi kulaklarda”.

Yine hep “Beşiklerde, beleklerde”…

Bize sesi gelir bazı Veysel’in.

Diyor ki ”Uzun ince bir yoldayım”.

Dese de “Bilmiyorum, ne haldeyim”.

 “İki kapılı bir handa”, yoldayım,

Dosttan dosta miras sazı Veysel’in…

İlhamdır sözleri, emek birazı.

Türkülere azık etmiştir sazı.

Toprağın sesidir kutlu avazı,

Hakk’tan gelen kelam sözü Veysel’in.

 “Can kafeste durmaz, uçar” dediydi.

 “Dünya bir han, konan göçer” dediydi.

 “Ay dolanır, yıllar geçer” dediydi.

Yolumuzu açar özü Veysel’in.

Türklük sevgisiyle, varır özüne.

Işıktır yüreği görmez gözüne

Dikkat edin İbretî’nin sözüne,

Çağdan çağa rehber közü Veysel’in.

Rehber özü, sözü, sazı Veysel’in.  -----14 Mart 2019, Samsun

YOLDAŞ OLUBEN YELLERE

Söz: N. Yıldırım Geçosmanoğlu, Müzik: A. Dede

Yoldaş oluben yellere,

Düzen veruben tellere

Destan eyleyip dillere,

(2)Asya’dan doğrula geldik...

Gerçi yol, yokuştu gayet,

Lâkin etmedik şikâyet,

Hadîs hadîs, âyet âyet

Çağrıla çağrıla geldik...

Gönüllerde yoktu güman,

Bir med halindeydi iman,

Türk Türk, Müslüman Müslüman,

Yoğrula yoğrula geldik...

Sancaklarımızda Hilâl

Tuğlar, dalga dalga, al al...

Bir gövdeden yirmi dört dal

Ayrıla ayrıla geldik...”

 N. Yıldırım Geçosmanoğlu

(Alp-Erenler Destanı’ndan)

ALPER TUNGA SAGUSU

Söz: Anonim, Müzik: Abdullah Dede

(2)Alp Er Tunga öldi mü

İsiz ajun kaldı mu

(2)Ödlek öçin aldı mu

Emdi yürek yırtılur

Ulşıp eren börleyü

Yırtıp yaka urlayu

Sıkrıp üni yurlayu

Sıgtap közi örtülür

Begler atun argurup

Kadgu anı turgurup

Mengzi yüzi sargarup

Körküm angar törtülür

Günümüz Türkçesiyle:

Alp Er Tuna öldü mü?

Kötü dünya kaldı mı?

Felek (böylece) öcünü aldı mı?

Şimdi yürek(ler onun ölümünün acısı ile) yırtılır

Erler kurt gibi uludular

Bağrışıp yakalarını yırttılar

Islıklaşmış sesle ağıt yaktılar

Göz yaşlarla örtülür

Beyler atlarını yorarak geldiler

Kaygı onları durdurdu

Benizleri yüzleri sarardı (ki)

(Sanki) onlara safran sürülmüştür (sanırsınız)

GÖNÜL DAĞI EĞMEZ BAŞINI YERE

Gönül dağı eğmez başını yere

Hayat köprüsünü yıktı da geçti                 

Aşkın ateşine bulunmaz çare

Bir güzelin ahı yaktı da geçti         

Yürü gönlümün dili, yürü dağların gülü

Yürü dağlar yürüsün ardın sıra vay vay

Ateş gibi düşmüş gönül yurduma

İbretî’yim çare yoktur derdime

Dermanını bilen gelsin yardıma

Bir güzelin ahı yaktı da geçti               

Yürü gönlümün dili, yürü dağların gülü

Yürü dağlar yürüsün ardın sıra vay vay

ORDU GÜZELLEMESİ

Tapusu mirastır atadan bize,

Cennettir Ordu’da bütün köşeler.

Açıl her mevsimde Karadeniz’e,

Baharı müjdeler mor menekşeler

Yaza merhaba der çiçek kokusu

Sahil gülü, şehirlerin Ordu'su

Dolaş yaylaları, in sahile gez,

Çık Boztepe’ye de etrafı bir süz

Boş yer göremezsin çiçeksiz, gülsüz

Baharı müjdeler mor menekşeler

Yaza merhaba der çiçek kokusu

Sahil gülü, şehirlerin Ordu'su

Talihi bembeyaz, gururu mordur,

Soğuk sular ormanlara sorulur

Varınca sılaya dertler durulur

Baharı müjdeler mor menekşeler

Yaza merhaba der çiçek kokusu

Sahil gülü, şehirlerin Ordu'su

Ezelden bu güne yetirdi soyum

Perşembe’dir ilçem, Kovanlı köyüm

İşitsin komşular emmim ve dayım

Baharı müjdeler mor menekşeler

Yaza merhaba der çiçek kokusu

Sahil gülü, şehirlerin Ordu'su

İbretî, ne zaman obama varsam

Nenemin süt sağdığı taşı bulsam

Ne olur dört mevsim bağrında olsam

Baharı müjdeler mor menekşeler

Yaza merhaba der çiçek kokusu

Sahil gülü, şehirlerin Ordu'su                    

05.04.2013, Samsun

TÜRK KADINI

Yüce tutar her asırda

Türk adını Türk adını

Türk Ocağı'nda yetişir

Türk kadını Türk kadını

Bağlantı:Türk kadını Türk kadını

Asil soylu Türk kadını

Türk kadını Türk kadını

Yüce tutar Türk adını

Türk'e ana olur aslı

Asena'dır soylu nesli

Bakü, Bişkek, Muş, Sivaslı

Türk kadını Türk kadını

Bağlantı:

İlmek ilmek dokur kilim

Eseridir ana dilim

Öğretir neslime ilim

Türk kadını Türk kadını

Bağlantı:

Ana olur sevgi bulur

Zor günlerde coşar gelir

Gerekirse şehit olur

Tür kadını Türk kadını

  Bağlantı:                     

İbretî'yim anam sensin

Bacım balam sunam sensin

Sayende yurdum şenlensin

Türk kadını Türk kadını

Bağlantı:

12. 12.l998/Samsun

AYRILIK

Üstünde yurdun, yuvan, oban, evin.

Yok olsa umrunda mı hiç kimsenin.

Muş senin, Şırnak, Aydın, Ordu senin.

(2)Yabandan hayrolmaz, bu vatan senin.

Bağlantı:

Can evinden yakmaz böyle derinden.

Ne anadan, hele yardan ayrılık.

Volkan gibi fışkırır her yerinden,

İlle vatandan ayrılık,

Ayrılık, ayrılık (3

Ecdadın hep şehit, gazi soyudur.

Emdiğin süt asil vatan suyudur.

Cömertliğin, sevgin atan huyudur.

Kemik et sıyrılmaz, bu vatan senin.

Bağlantı:

İBRETİ, atılıp önde gidenin,

Hayatının mirasıdır dedenin.

Konduğun, göçtüğün toprak bedenin,

Can tenden ayrılmaz, bu vatan senin.

Bağlantı:

BAYRAĞIM

Dibinde toplandık Türk'üz diyerek

Ay yıldızlı, allı, beyaz bayrağım

Direğini altından yapmak gerek

       

Bağlantı: Bayrağım, bayrağım, şanlı bayrağım

Sana selâm olsun şanlı bayrağım

Dalgalandığın yer hür vatan olur

Bu yüzden sana çokça çatan olur

Kim göz dikmek isterse pişman olur

Bağlantı:

Vatanın ufkunda şerefle coşar

Onu gören Türk'ün yüreği taşar

Al renginde imanlı mazi yaşar

                

Rengini almışsın şehit kanından

Müjdeler fısıldar Türk vatanından

Üstün tutar her Türk kendi canından

Bağlantı:

Yıldızın kudret, ay verildi Hakk'tan

Vazgeçemem kırmızıdan ve aktan

İBRETÎ yüce görür her bayraktan

Bağlantı:

25 Şubat 1994-Montereau/Fransa

DÜNYAYA DAİR

Yavaş yürü, koşma, yalancı dünya

Takatim yok, bu hıza eremiyom

Dümen bozuk, doğru gitmez menzile

Ey dünya sonun parlak göremiyom

Belli değil gündem, hızlı değişir

Güçlü olan zalim, kalleş dövüşür

Güçsüz yalnız kalmış, boşa boğuşur

Dünkü hesabı bugün soramıyom

İBRETÎ dedik, budur mahlasımız

Elde silâh gibidir ihlâsımız

Türk'üm, yeni çağa yeter hızımız

Lâkin aynı hedefe vuramıyom

BİR BAŞKADIR BİZİM İLLER

Doğusu batısı hep bir

Türk'üm severim yürekten

Dolaş da gör şehir şehir

(2)Bir başkadır bizim iller

İster kış git, ister yaz git

Kastamonu'yu bir gez, git

Çorum, Samsun, Muğla, Yozgat

Bir başkadır bizim iller

Ekinler verince başak

Çıkıp birlikte dolaşak

Manisa, Kütahya, Uşak

Bir başkadır bizim iller

İstanbul'u sorma bana

Değişmem bütün cihana

Dağlar ardı Gümüşhane

Bir başkadır bizim iller

Yeşile yaslanmış sırtı

Denizle iç içe Ordu

İbretî'nin ata yurdu

Bir başkadır bizim iller

1994, Montereau, Fransa          

AŞK, ÖZ, SÖZ

Âşıklık bir yüce duygu

Yaratana derin saygı

Seven için olmaz kaygı

Dilde bulduk özümüzü

Dile vurduk özümüzü

Kurtla kuzuyu bir güden

Uzakları yakın eden

Hakk'a doğru akıp giden

Yoldan aldık izimizi

Yola verdik hızımızı

Koşun canlar, gelin tek tek

İman ettik Yaratan tek

Arı bizim, petek petek

Baldan aldık özümüzü

Bala kattık sözümüzü

Sevgiler hep O'na döner

Kalplerimiz O'ndan yanar

Bu yürek aşkıyla kanar

Gülden aldık közümüzü

Güle verdik özümüzü

Her dalımız ayrı bir renk

Türlü şekile girerek

Açıyoruz çiçek çiçek

Daldan aldık özümüzü

Dala verdik özümüzü

İbretî, budur yazımız

Dolaşır elde sazımız

Hakk'ı konuşur sözümüz

Telde bulduk özümüzü

Tele vurduk sözümüzü

Ramazan 1994, Montereau

OLDUM ALLAH'IM

(2)Parçalandı inadım

Zerre zerre anladım

(2)Yaklaştım adım adım

Yolun oldum Allah'ım

Önce dünyaya kandım

Öyle varılır sandım

Şimdi kavruldum yandım

Külün oldum Allah'ım

Aldığım her nefeste

Duyduğum cümle seste

Sensin en güzel beste

Dilin oldum Allah'ım

Bir yudum içecekte

Kokladığım çiçekte

Yoğruldum tek gerçekte

Balın oldum Allah'ım

Huzur bulur inanan

Gerçek nurla yıkanan

Kavuştu cânâna cân

Dalın oldum Allah'ım

İbretî'nin gözyaşı

Yumuşattı sert taşı

Yundu bağrımın başı

Kulun oldum Allah'ım

Ramazan 1994/Montereau

N’ETTİM YILLARI

Nice dağlar aştım daraldım düzde

Yola yol eyledim üttüm yılları

Bilendim bilendim köreldim özde

Hayat pazarında tattım yılları

Aşkın ateşinde külle yoğruldum

Süründüm yürüdüm koştum doğruldum

Nefsimle boğuştum düştüm doğruldum

Benliğime katık ettim yılları

Hırslarımı azık aldım yanıma

Ömrümü hoyratça kattım önüme

En sonunda dönüp baktım dünüme

Meğer hep nafile güttüm yılları

Kelep kelep çözdüm ördüm bezimi

Yıkadım ateşle suda özümü

Sözlerime baston ettim sazımı

Nefes nefes aldım sattım yılları

İBRETî’yim ne çok hayale daldım

Yine aldatıldım ortada kaldım

Yalan dünya senden dersimi aldım

Cömertçe dağıttım ne’ttim yılları

Samsun, 2001

BU YURDUN OĞLUYUM

Alp-Erenler soyu, Kayı boyundan

 Fatih oldum, Yavuz oldum, serpildim.             

Feyiz aldım ilim-irfan bağından,

Sabrım Ferhat oldu, dağları deldim.

Sevdasıyla yatıp, dertli uyandım.

Hasretine düştüm, kavruldum yandım.

Vatan toprağına kanımı bandım,

Öyle sevdim, öyle kadrini bildim.

Konup göçtüğümüz bizim illeri,

Dualı ağızlar, şirin dilleri,

İBRETî ovalar, karlı belleri,

Şehitler yurdunu tavafa geldim.

Temmuz l999-Samsun   

Şanlı Türk Gençleriyiz

Montereau Türk Gençleri'ne

Hak Yolunda dipdiriyiz

Şanlı Türk gençleriyiz biz

Tek yüreğiz tek bileğiz

Şanlı Türk gençleriyiz biz

Bağlantı:

Heeeey hey hey şanlı Türk gençleriyiz biz

Heeeey hey hey Ülkücü Türk gençleriyiz

Zarar verir ayrı kalmak

Yakışır hep birlik olmak

Birden doğar dirlik olmak

Şanlı Türk gençleriyiz biz         

Bağlantı:

Düşman sızmaz kalemize

Hele düşsün elimize

Kim yan bakabilir bize

Şanlı Türk gençleriyiz biz         

Bağlantı:

Haksızlığa karşı duran

Yürekleri ortak vuran

Hainlere hesap soran

Şanlı Türk gençleriyiz biz

Bağlantı:

Asil yurdumuz var bizim

Vatan derdimiz var bizim

Cesur ordumuz var bizim

Şanlı Türk gençleriyiz biz

Bağlantı:

İbreti düşmez dilinden

Selâm var gurbet ilinden

Vurur saza bam telinden

Şanlı Türk gençleriyiz biz.

Bağlantı:

D U A

Bizim havalardan

Nasibin yok gibi.

Bizim havalardan

Nasibin yok gibi.

Bizden özge özün

Bert (*) tutsun, dert tutsun...

Bağlantı:         

Ben sana küsmeden /Çek git buralardan.

Günahını yıkat /Uzak iklimlere.

Ağıtıma yaban,

Bozlağıma düşman

Ağıtıma yaban,

Bozlağıma düşman

Bakan gözlerini

Yel alsın, sel tutsun...

Bağlantı:      

Düğünümde kargış,

Cenazemde alkış

Düğünümde kargış,

Cenazemde alkış

Tutan ellerini

Yer yutsun, gök yutsun...

Bağlantı:      

Hüznüme kahkaha,

Sevincime matem

Hüznüme kahkaha,

Sevincime matem

Düzen dillerini

Taş tutsun, lal tutsun...

Bağlantı:      

İbretî’yim şarkım,

Türküm, işte özüm...

İbretî’yim şarkım,

Türküm, işte özüm...

Milletim dünyaya

Kök salsın, dal tutsun.

Bağlantı: 

Ramazan Bayramı, 2000, Samsun

(*) bert: Saç kıran hastalığı

SILAYA ÇAĞIRIYOR GURBET YAĞMURLARI

Yine yağmurlar başladı Anka Kuşum

Gurbet pencerelerinin ardında...

İşte böyle yağmurlar çiseleyince,

Bir titreme sarar içimi ince ince.

Çekiverir beni buralardan,

Sağnak sağnak hüzün çöküverir gözlerime...

Gurbet görmediysen Anka Kuşum,

Bilemezsin hiçbir şeyin hiçliğini.

Bilemezsin en bereketli yağmurların

Özlemler yeşerttiğini…

Bilemezsin en bereketli yağmurların

Özlemler yeşerttiğini…

Yine yağmurlar başladı Anka Kuşum,

Ah bilsen şimdi neler istiyorum:

Anamın ak örtüsü gibi

Ak yağmurlar dökülsün gökten,

Karışsın birbirine minarelerden

Ezan sesi, yağmur sesi...

Karışsın ezanlara şimşekler ve gök gürültüsü. (2)

Yusun yağmurları minarelerde,

Allahuekber sesi...

Ben o mübarek topraklarda doğmuşum.

Çağırıyor sılaya gurbet yağmurları...

Al, götür beni buralardan Anka Kuşum,

Bizim ele doğru uçmak istiyorum...

Al, götür beni buralardan Anka Kuşum,

Bizim ele doğru uçmak istiyorum...

Bizim ele doğru uçmak istiyorum...               

24 Ağustos 1992/Montereau, (Fransa)

Yorumlar (0)