01.02.2019, 14:29 93

KİTAP DÜNYÂSI - 6

Bu yazımda, Türk dünyâsını yakından ilgilendiren üç kitaptan söz edeceğim. Bu üçü de, Türklüğün mukadderatı üzerinde oynanan oyunlar ile, Türk adını silme ve Türk yurtlarını parçalayıp talan etme arzu ve heveslilerine  karşı nasıl bir müşterek tavır göstermemiz gerektiğine kılavuzluk etmektedirler. 

Bunlardan biri; büyük mütefekkir S. Ahmet Arvasî’nin “Doğu Anadolu Gerçeği”; ikincisi, kıymetli yazar ve araştırmacı Arslan Tekin’in “Türk Adını Silme Planı” ve üçüncüsü de, tanınmış Romen devlet adamı Trandafir G. Djuvara’nın, Yakup Üstün tarafından dilimize “Türkiye’yi Parçalama Planları” adıyla tercüme ettiği “Türkiye’nin Parçalanması İçin Yüz Plan” adlı eseridir.

“DOĞU ANADOLU GERÇEĞİ”

Güzel vatanımız Türkiye üzerinde kötü emelli kişilere verilecek en güzel cevabı, bu kitabıyla,  S. Ahmet Arvasî vermiştir. 
Millî birliğin tesisi ve idâmesi için, bu memlekette yaşayan herkesin, dikkatle ve ciddiyetle okuması gereken bir kitaptır. Uydurma safsatalarla, bu kadîm Türk yurdunda yaşayan insanlar arasına nifak sokmak isteyen alçaklar, Türkiye coğrafyasını ve üzerinde yaşayanları tanımayanlar ve maksatlı hareket edenler, Doğu Anadolu Gerçeği’yle, çok daha farklı bir düşünce mecrâsına döneceklerinden eminim. 
    Derin bilgi ve tecrübeye dayanan delillerle, içerdeki ve dışardaki Türk düşmanı gaafil ve hâinler teşhir edilmekte, gençliğimize yapılan kötü telkinler için tedbirler ve tavsiyeler sıralanmakta ve insanımız uyarılmaktatır.
       S. Ahmet Arvasî, bir yazısında şöyle diyor: “Düşünün, biz Anadolu’yu fethettiğimiz zaman Rusya diye bir devlet yoktu. Henüz Avrupa’da milletler ve bugünkü devletler teşekkül etmemiş, halk toplulukları “senyörlerin” tahakkümü altında inliyordu. Bırakın, 1071 Malazgirt Zaferi’ni, biz Türkler, İstanbul’u fethedip çağ kapatıp çağ açarken, henüz Amerika diye bir kıt’anın varlığı bile bilinmiyordu.” (Sf. 22)
         (...) Hele, mukaddes İstiklâl Savaşı’ndan sonra, Anadolu’muzun fethi, büsbütün tamamlanacaktır. Nitekim, I. Dünya Savaşı’na kadar, yer yer mevcut bulunan, Müslüman-Türk’ün himaye ve müsamahası altında kendi kültür ve varlıklarını koruyabilen-başta Rumlar ve Ermeniler olmak üzere- bazı “azınlık topluluklar”, Türk Milleti’ni zayıf zamanında, içinden vurmaya ve müstevlilerle işbirliği yapmaya kalkışınca, asla ümid etmedikleri bir “İstiklâl Savaşı” veren Türk’ün imanı ve iradesi karşısında, pek çoğu mahçup ve perişan vaziyette topraklarımızı terkedip kaçmışlardır.” Sf. 24)
                       *   *   *
 “TÜRKİYE’Yİ PARÇALAMA PLANLARI”
     Romen Devlet adamı Trandafir G. Djuvara’nın “Türkiye’nin Parçalanması İçin Yüz Plan” adıyla yazdığı ve Türkçe’mize ise, Yakup Üstün tarafından Türkiye’yi Parçalama Planları olarak nakledilen 192 sayfalık eser, tarih boyunca, Türk milleti ve Türk coğrafyaları üzerinde oynanan oyunları en ince teferruatına kadar açıklayan bir kitaptır.
      Esere, Bir Kaç Söz başlığıyla bir önsöz yazan mütercim Yakup Üstün şöyle demektedir: ”Elinizdeki bu eser, Hıristiyan Avrupa’nın yüzyıllar boyu İslâm’dan intikam alma çabalarının zamanla hangi boyutlara ulaşmış olduğunu göstermesi bakımından çok dikkat çekicidir. Bu kitapta , ayrıca, İslâm’ın feyiz ve bereketine engel olmak, İslâm’ın çekilmiş kılıcı Türkler’i tarih sahnesinden silmek için, şeytanın bile aklına gelmeyen tertiplere girişildiği, akıllara durgunluk veren entrikaların çevrildiği de görülecektir...” (Sf. 17)
      (...)1913’e kadar sıralanan olaylara Mondros ve Sevr’de çizilen karanlık tablolar da eklenirse, plân hedeflerine tamamen ulaştıkları da söylenebilir. Ne var ki, yeniden şahlanan Türk milleti bu sonuca boyun eğmemiş, plâncılara(!) gücünü, kuvvetini isbat ederek yeni Türkk devletini kurmuştur.” (Sf. 18)
“TÜRK ADINI SİLME PLANI”
     Kıymetli yazar Dr. Arslan Tekin tarafından yazılan 128 sayfalık kitabın adıdır. Arslan Tekin; Türk kelimesi ve Türk milleti üzerinde oynanan sinsi oyunları, oynayanların kimliklerini ve bu oyunların sebeplerini târihî vesîkalarla ortaya koyuyor.
     Yazar; eserinin ÖN SÖZ’ünde, şu önemli tespiti yapıyor: “Türk, tarihin hiçbir döneminde etnik kimlik olmamıştır. Her zaman bir “çatı”dır ve çatının altında pek çok oda vardır; bütün odaların kapıları birbirine açılır, geçişler çok rahattır, uzun süre birbirinin odasına otururlar, kaynaşırlar, aynîleşirler.”
      Kitabın ana başlıklları şöyledir: “Bütün Hesapları Türk’le-Türkiye’nin Adı Avrasya Olabilir- Alman Alman’dır Türk Türk Değildir- Şark Meselesi Bitmedi- Türk Derken Müslüman Mı Kastediliyor?- İbn Haldun: Padişaha İtaati  İslâmın Şartı Yaptılar- Hangi ‘Ulu’l-Emr’e İtaat?- Türkiye’nin Adı Değişsin-Darwin De Sizin Gibi Türk Düşmanı İdi- Etnisite Ne? Millet ne?-Hesabı Türk’le Olanlar Mustafa Kemal’i Bahane Ediyor- Yaşar Nuri Öztürk : Haçlı İçin Türk Eşittir İslâm—Mehmet Âkif Bir Türk Milliyetçisidir- Türk Etnisite Değil Millettir- Adım Adım Osmanlıcılıktan Türkiyeliliğe- Türk Dersen Sen Irkçı Olursun- Öze Dönüş İçin Çok Geç Değil”
     Bu başlıklar bile, eserin önemini ifadeye yeterlidir.
      Türk; dimdik ve dipdiri durmalı ve çok çalışmalıdır. Çünkü; bütün Avrupalılar, siyonistler ve hıristiyan muarız güçlerin yegâne hedefi, Türk adını silmek, Türk’ü imhâ etmek ve Türk yurtlarını parçalamaktır.  
      Yazar Arslan Tekin, bu eseriyle, herkesi îkaz ediyor, uyarıyor!.. Târihte muhatap olduğumuz onca zulme, çileye, katliama rağmen, hâlâ yeterli nasihatıi ve ibreti alamamış isek, bu kitapları tekrar tekrar okumalı ve okutmayıyız!..
      Tekrar tekrar!..
    
    
 

Yorumlar (0)