Alexa

NİÇİN GERİYİZ?

Millî eğitimimiz üzerindeki tartışmalar (!) sürüp gidiyor. Herkes, bir yönüyle şikâyet edip duruyor da, selâhiyetler ve mes’uller de dâhil hiç kimseden bir çözüm teklifi gelmiyor.

The Center for World University Rankings (CWUR), “Dünya Üniversiteleri 2019-2020 Sıralaması”nı yayınladı. Hazırlanan raporda, dünyada başarılı olan 1.000 (bin) üniversite sıralandı.

Sıralamada; eğitim öğretimin kalitesi, öğretim üyelerinin yayınladığı makale sayısı , mezunlarının iş bulma oranı/istihdamı, atıf ve alınan patentler gibi ölçüler bulunmaktadır.

Buna göre; Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk on üniversite içersinde yedi üniversitesi ve bir enstitüsü bulunmaktadır. Bunlar, sırayla: Harvard Üniversitesi, Stanford Üniversitesi, Massachussets Teknoloji Enstütisü, Californiya Üniversitesi, Princeton Üniversite, Columbia Üniversitesi, Şikago Üniversitesi ve  Yale Üniversitesi’dir.

İlk on sıralamasının dördüncü ve beşincisi ise, İngiltere’nin Cambridge ve Oxford üniversiteleridir.

Özellikle belirtmeliyim ki; Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk yüz sıralamasında tam 49 (kırkdokuz) üniversitesi bulunmaktadır.

Kaldı ki, biz, kendimizi sık sık mukayeseye kalkıştığımız Almanya’yla bile îzahı zor bir hâldeyiz.

İlk on veya ilk yüz değil, hattâ ilk beşyüz bile değil; ikinci beşyüzde yâni 1.000 (bin) üniversite içersinde, sâdece 13 (onüç) üniversitemiz bulunmaktadır.

 Bunlardaki sıralama da şöyledir: Hacettepe 525., İstanbul Üniversitesi 560., Orta Doğu Teknik Üniversitesi 596., Ege Üniversite 616., Ankara Üniversitesi 625., İstanbul Teknik Üniversitesi 648., Gazi Üniversitesi 679., Boğaziçi Üniversitesi 740., Bilkent Üniversitesi 789., Erciyes Üniversitesi 874., Çukurova Üniversitesi 932., Dokuz Eylül Üniversitesi 938. ve Atatürk Üniversitesi 979.’dur.

Kendimizi, nüfusumuzun hemen nemen eşit olduğu Almanya ile de bir mukayeseye tâbi tutalım: Almanya’da üçyüz yetmiş üniversite bulunmaktadır. Bu üniversitelerde üç milyon öğrenci tahsil görmektedir.

Bizde ise, ikiyüz altı üniversitede sekiz milyon öğrenci vardır.

CWUR üniversiteler arası başarı sıralamasına baktığımız zaman, Almanya ile aramızda tam bir uçurum bulunmaktadır. Şöyle ki; bizim, ilk yüzde de, ikinci beşyüzde de hiçbir üniversitemiz yoktur. Halbuki, Almanya, ilk beşyüzde 37 (otuz yedi), ikinci beşyüz içersinde de 15 (onbeş) üniversitesiyle toplamda 52 (elli iki) üniversiteye sâhiptir.

Tanzimat’tan beri Batı diye haykırıyoruz. Tanzimat’tan beri kıvrım kıvrım, Batı diye kıvranıyoruz.  Tanzimat’tan beri, Batı’ya yamananlar/Batı’dan başka bir çıkış yolu yoktur, diyenlerle, Batı’yı kökten reddedenlerin birbirlerine demediği söz, etmediği hakaret kalmadı.

Bilinmelidir ki, Batı, sâdece bir cihet, bir mekân değildir.  Batı, bir zihniyettir ve bu zihniyetin ne olduğunu da, Türkiye olarak, hâlâ anlayabilmiş değiliz. Bu cihetle; Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Japonya,  Güney Kore, Avustralya, Çin, İsrail, sözü edilen mânada ‘Batılı’ olmuşlardır.

Ne hazîndir ki, ilkokul öğrencilerimizin “yüzde kırkının okuduğunu anlamadığını” bizim Millî Eğitim Bakanlığı’mız söylüyor.

Yüksek Öğretim Kurumu Başkanı ise, üniversitelerimizde okuyan gençlerimizin 8 milyonu aştığını ifade ediyor.  Yâni...

Ne tabanda sistemli bir eğitim öğretim var, ne de üst mertebelerde!..Tabiî ki, olan, çocuklarımıza ve gençlerimize oluyor...Böylece; üniversite mezunu işsiz oranımız yüzde yirmibeşleri işâret ediyor!..

Bizim, bu tarz bir maarif sistemiyle, bu mânada, Batılı olmamız mümkün görünmüyor.

Necip Fâzıl, 1982’de yayınladığı 224  sayfalık “Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu” adlı eserini şu cümlelerle bitiriyor ve bunun cevabını çok güzel veriyor.

Diyor ki: “Batının, bütün eserini sıfıra indirici eksikliği ruh, asl olarak Doğuda; âhiretin tarlası olan dünya fethine memur akıl da Batıda...

Bu iki kutbu birleştirip bir ark lâmbası parlayışına vücut vermeden, yaşanmaya değer hayatın sırrı ele geçirilemeyecektir.”

Mâneviyat, millî şuûr, ahlâk, hoşgörü, sevgi ve hürmetle kaynaşmış bir tefekkür; matematik, fizik, biyoloji, felsefe, kimya, edebiyat, estetik, astronomi, biyoloji...bu işin çıkış merkezidir.

Batı, bağırmakla değil; çalışmakla geçilir!..

YORUM EKLE